Onur Ünlü Sineması ve Aldığı Ödül...


Zamanın birinde Onur Ünlü sinemasının temel karakteristiği hakkında birşey karalamıştım. Belki de ilk ben bu konuda bir şeyler yazdım bilemiyorum.

En son 18. Altın Koza'da 'Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi' filmiyle en iyi film ve en iyi senaryo ödüllerini alınca o da 'Onur Ünlü Sineması'nın olduğunu söyleyerek bu ödüllerin kendi sinema anlayışı için cesaret verdiğini belirtmiş.

Söyleşiden önemli gördüklerim...

Her yönetmenin kendi tarzı var. Benim yaptığım filmlerde biraz daha ayırıcı özelliklerin olmasıyla birlikte 'Onur Ünlü tarzı' diye bir şey konuşuluyor. Ben de anlamıyorum onun tam olarak ne olduğunu? Ben 2006'da film yapmaya başladım. O zamandan beri belli oranda direncin yavaş yavaş kırıldığını, zayıfladığını hissediyorum. Onu söyleyebilirim.

Aileden ziyade benim insanla meselem var. İnsanın kötü olduğunu düşünüyorum. Kötüye meylettiğini, kötü tarafına uyduğunu, nefsinin mahkûmu olduğunu ve bundan çok çok az insanın kurtulabildiğini düşünüyorum. İyi ki de öyle! Yoksa etrafta sürekli evliyalar dolaşsaydı ben de film yapamazdım. İnsan acizdir. Hata yapar, ben de o hatalar üzerinden film yapıyorum. Bu sefer ortalıkta bir aile vardı. Var olan aile fikrine inanmam, zorlayıcı bulurum. Ben babamı babam olduğu için değil, kendisi olduğu için seviyorum. Ama pek çok insan, sırf babası olduğu için, sevmediği halde seviyor gibi davranıyor; yalandan bir saygı duyuyor.

Senaryoyu 2008'de, yaklaşık iki ayda yazdım. Filmi normal zamanda çektim; yani 25-26 iş gününde. Bu da dört hafta yapar. Eğer paranız sizi rahatsız edecek düzeyde değilse, Türkiye'de bir film ortalama bu kadar sürede çekilir zaten.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)