Kayıtlar

Ağustos, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Pilav üstü Film - 3

Resim
Pilav bitmek üzere. Tabakta birkaç kırıntı kaldı o kadar…

Film devam ediyor. İnsan tacirlerinin yaptığı inanılmaz gayrı kanuni atraksiyonlar sayesinde İran sınırından Türkiye’nin dağlarına doğru kendilerini verip ilerlemeye devam ediyorlar.

Kahramanlarımızı gece görüş kamerasıyla uzaklarda bir yerlerde askerler veya sınır devriyeleri takip ediyorlar sanki.

Odanın bunaltıcı havasına rağmen dağda hava soğuk. Dağların ayazı umudu da alıp götürüyor.

Yanlarında bir rehber eşliğinde devam eden bu yolculuk uzaklarda bir yerleşim yerinin ışıklarını görünce bitti gibi…

Sabahın ilk ışıklarıyla köyün içerisine atılan adımlar ve köy halkının onları misafir edebilmek için verdiği uğraşlar çok güzel.

Futbol heryerde futbol. Yaşça daha küçük olan Afgan, köyün çocuklarıyla futbol oynuyor şakalaşıyor ve simsarların ikinci hamlesi için haber bekliyorlar.

O haber kısa bir süre sonra gelecek ve iki umut yolcusu İstanbul’a doğru bir kamyon kasasının arkasında yol alacaklar.

Orada yine uzunca bir süre beklemeye de…

Sinan'ın Kitabı-Gleb Şulpyakov

Resim
Bir Rus mimar,

-Annesi ve onu yıllar önce bırakıp gitmiş babasını bulabilmek için mi

-Evli olan eski sevgilisi ile yaşadığı güzel maziyi tekrar hatırlamak için mi

-Yeni sevgilisinin onu geçici bir süreliğine bırakıp Amerika’ya gittiğini unutmak için mi

-Sadece ve sadece Koca Sinan’ı anlamak için mi

İstanbul yollarına düşmektedir?

Nedenleri ve gerçekleri ile ayrıntılar sonra…

Pilav üstü Film - 2

Resim
Açlığım biraz yatıştı sanki…

Oda o kadar sıcak ki. Öğleden sonrasının güneşinin bütün sıcaklığı odanın içerisine bir yerlere sızmış. Balkona açılan kapıyı ve pencereyi sonuna kadar aralıyorum. Dayanılır gibi değil.

Balkona çıplak ayaklarımla basmayı deniyorum ama değdirip çekmem bir oluyor. Sabahtan kalın perdeleri sıkı sıkıya kapatmam da kar etmemiş ki…

Bu arada jeneriği biten film başlıyor. Gerçekle kurgu arasında kararsız kaldığım bir film izliyorum. Afganistan taşrasında(Afganistan’ın neresi merkez ki öyle değil mi!) biri çocuk iki erkeğin daha iyi eğitim ve daha iyi bir yaşam mücadelesi için batıya(batı tek bir yer midir?) gitmelerinin acıtan gerçeği gözlerimizin içerisine doğru yol alıyor.

Buna uygun çeşitli girişimler başlatıyor aileleri. Artık yerküre üzerinde bir sektör haline dönüşmüş insan kaçakçılarına ulaşıyorlar. Buna uygun bir güzergâh belirleniyor ve iki kişi yola koyuluyorlar. Karayoluyla İran’a geçecekler ve daha sonra bazen yürüyerek bazen de kamyonların veya otobüsleri…

Pilav üstü Film - 1

Resim
Akşam geceye doğru dönmekte…

Yorgunluktan ölmek üzeresiniz. Ayaklarınız iyice ağırlaşmış ve bedeninizi artık taşıyamıyor. Bu arada mideniz de uzun zamandır açlık sirenlerini öttürmekte. Tramvaydan inip otelinize doğru ilerliyorsunuz. Gidiş geliş karayolunun tam ortasında cılız ışığı görünen pilavcı gözünüze çarpıyor. İleride üst geçite kadar gidip tam ortasından inmelisiniz ki pilavcıya ulaşabilesiniz.

‘Son bir gayret diyorum’ ayaklarıma.

Üst geçitin merdivenlerini ağır aksak çıkıyorum. Pilavcıya ulaştığımda yorgunluğumun hafiflemiş olduğunu düşünüyorum. Pilavı paket yaptırıp otelde yatağımın üzerinde keyifle mideme indirmek en iyisi diye düşünürken biraz da biberiye turşusu sarıver diye sesleniyorum pilavcı gence.

Bir elimde pilavcının sarıp sarmaladığı mis gibi pilavım ve diğer elimde de çantamla otelin ışıklarına doğru yürüyorum. Resepsiyonda elinizdekiler nedir diye kimse sormuyor. Herhalde bu saatten sonra yemek servisi olmadığını kendileri de biliyor olmalılar. Odama gidince üzerimd…

Anılar-Ömür Süvarisi

Resim
İnanılmaz bir hafızadan bahsediyoruz. Ülkemizde otobiyografi yazmanın eksikliğine nazire yaparcasına oldukça hacimli bir kitapla anlatılmış bir hayatı okuyup ondan oldukça önemli olan deneyimleri süzüp alabiliyoruz.

İkiz kardeşi ile birlikte beyninin hatırlamaya başlaması ile birlikte her şeyi en ince ayrıntısına kadar okuyucularla paylaşan Prof. Dr. Hüsrev Hatemi, zor olanı yapıyor. Ellilerin İstanbul’un da kent yaşamı, kenti oluşturan unsurlar, maarifimizin hali pürmelâli gibi konularla başlayan anılar sarmalı, ilerledikçe tıbbiyelilerin hatıraları ile devam ediyor.

İlkokuldaki öğretmeninden duyduğu bir çocuk şarkısı hala belleğinde taptaze. İlk eğitim yıllarında gayrı Müslim arkadaşlarıyla ilişkilerini hafıza ona hiç oyun oynamamış gibi rahatlıkla ve ayrıntılarıyla anlatıyor.

Sonra onun çocukluktan başlayan şiir tutkusunun nasıl oluştuğu ile ilgili anılarını anlatıyor. ünlü şairlerle karşılaşıp sohbet edebilmek için yapılan türlü girişimler genç kuşaklara edebiyat sevgisinin sınırları…

Uzun Bir Aranın Ardından...

Resim
İnsanlar neden uzun bir araya ihtiyaç duyarlar ki...

Uzun bir ara ve uzun bir dinlenme. İnzivaya çekilmek gibi. İnsanlar kendi kabuklarına çekilip saçtıklarını yeniden toplamak isterler...

Biriktirmek ve yeniden kazanmak...

Uzun aralar hayal kırıklıklarını da gözler önüne koyar. başarısızlıklar ve derin üzüntüler hep bu zuzn aralarda çıkar. hayatınızın muhasebesini yaparken; elinizde olan şeylerden feragat etmenizde gerekebilir...

yaşam işte böyle bir şey...

Devam ediyor ve katlanılması gereken onca şey var hala...

Sabırla kelimelere sığınmaya devam...