Pilav üstü Film - 1


Akşam geceye doğru dönmekte…

Yorgunluktan ölmek üzeresiniz. Ayaklarınız iyice ağırlaşmış ve bedeninizi artık taşıyamıyor. Bu arada mideniz de uzun zamandır açlık sirenlerini öttürmekte. Tramvaydan inip otelinize doğru ilerliyorsunuz. Gidiş geliş karayolunun tam ortasında cılız ışığı görünen pilavcı gözünüze çarpıyor. İleride üst geçite kadar gidip tam ortasından inmelisiniz ki pilavcıya ulaşabilesiniz.

‘Son bir gayret diyorum’ ayaklarıma.

Üst geçitin merdivenlerini ağır aksak çıkıyorum. Pilavcıya ulaştığımda yorgunluğumun hafiflemiş olduğunu düşünüyorum. Pilavı paket yaptırıp otelde yatağımın üzerinde keyifle mideme indirmek en iyisi diye düşünürken biraz da biberiye turşusu sarıver diye sesleniyorum pilavcı gence.

Bir elimde pilavcının sarıp sarmaladığı mis gibi pilavım ve diğer elimde de çantamla otelin ışıklarına doğru yürüyorum. Resepsiyonda elinizdekiler nedir diye kimse sormuyor. Herhalde bu saatten sonra yemek servisi olmadığını kendileri de biliyor olmalılar. Odama gidince üzerimdekileri bir köşeye fırlatıp özenle sabah odada bıraktığım dünkü gazeteyi yatağın üzerine seriyorum. Gazetenin üzerine de pilav ve turşuları…

Yemek yerken bari haberleri seyredeyim derken televizyon açılmış bile… Kanallar arasında gezinirken bir kanalda bir filmin başladığını görüyorum. Haberlere vakıf olma isteği gidiyor ve daha önce hiç izlemediğim bir filmin izleme tutkusu beynimin içerisine yerleşiyor.

Yönetmenin ismi bir yerlerden tanıdık geliyor sanki. Aç karnına hafızamı zorlamayayım. Film başlasın. Pilavlar aheste aheste yol alsınlar mideme doğru…

Devam edecek…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)