Kayıtlar

Mart, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Meru

Resim
“İnsan ne için yaşar?”
veya soruyu farklı bir şekilde sormak gerekirse
 “İnsan ne ile yaşar?”
Ömür içerisinde dişe dokunur yaptıklarımızın toplamı belki de yüzde biri bile bulmayacak. 
Uykularımız, yemeklerimiz, oturup kalmalarımız gelip geçecek. Tüm bu monotonluklardan geriye koca bir boşluk kalacak.
Filmin içine nüfuz ettiğimde gördüm ki “ne dolu hayatlar varmış”
Bir amaca ulaşabilmek için ortaya konan mücadele sonu ölüme bile götürse büyük bir değere sahip. Ne diyordu bu ekibin Türk asıllı dağcısı:

'' kendine sormalısın, saplantı ve tutku arasındaki çizgi nasıl ayrılıyor? kendine sormalısın neleri feda etmeye hazırım? meru benim saplantımdı, ilişkimi bunun için feda ettim. hayatımı da feda edebilirdim. bu konuşmayı insanın kendisiyle yapması lazım. ''

Russian Woodpecker

Resim
Bazı ülkelerin ne çok acısı var. Ya da bazı milletlerin. Bitip tükenmek bilmeyen ızdıraplar, yaşanmışlıklar ve çekilenler. Korkular yapışıp kalıyor bazı milletlerin üzerine. Kenarda kendisi için biçilen kaderi bekleyen başka ülkeler için “kolay lokma” olarak görülen koskoca toprak parçaları. Ukrayna’da bunlardan biri. Avrupa veya Batı ile Rusya arasındaki bütün politik hesapların, ekonomik hırsların jeopolitik dengelerin ortasında kalan “Fransa kadar yüzölçüme sahip bir ülke”.[1]
Bizim neslin Ukrayna ile ilgili kafasında iki olay var. Birincisi Çernobil Faciası. Belki de bizi de bir kıyısında etkilediği için çocukluğumuzun e kılacal damarlarına kadar sızmış bir “çayda radyasyon var” haberleri. Sonra bakan çıkıyor çayda radyasyon olmadığını kanıtlamak için bir bardak ince belli bardakta tavşan kanı Türk çayı içiyor. Devlet meseleyi böyle “incelikle” kapatıyor. Sonrasonda ise 90lı yıllarla beraber “hortlak” gibi üzerimize çöken kanser vakalarındaki artışlar. Kazım Koyuncu gibi genç yaş…