Kayıtlar

ercan kesal etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Peri Gazozu

Resim
Ercan Kesal'ın yeni kitabındaki öyküleri Radikal'de yayınlandıkları anda okumuştum. Şimdi o öyküler kitap haline geldi. Bozkır'ın sarı, sıcak ve umuda dair öykülerini bir de kitaptan okumak için sabırsızlanıyorum.

Bir Zamanlar Anadolu’da ki Doktorun Öyküsü

Resim
Ercan Kesal , Bir Zamanlar Anadolu'da filminde kendi hayatından da kesitler taşıyan doktorun odasında asılı duran "Taşra Doktoru" fotoğrafı ile ilgili yazmı ş. ".... Bornova öğrenci yurtlarına yerleştiğim ilk gün, her öğrenciye bir tane verilen metal dolabın kapağına o günlerde yeni kaseti çıkan Sezen Aksu’nun küçük bir posterini yapıştırmıştım. “Minik serçe”. Bir sandalyeye yanlamasına oturmuş, seksi olmaya çalışan haliyle ve iri dudaklarıyla muzipçe bakan ama ne yaparsa yapsın ona hep çocuksu bir masumiyet veren tavrıyla, Sezen Aksu. O günlerde, ikide bir yurtları basıp dolapları hallaç pamuğu gibi atan jandarmanın elinden kurtulan tek resim. Bir süre sonra o resmin yanına, Fransız Kültür Merkezi’ndeki bir fotoğraf dergisinin içinden yırtıp aldığım başka bir fotoğraf daha eklendi. E. Smith’in ‘taşra doktoru’ fotoğrafı. Yıllarca taşıdım o fotoğrafı. Kaderim gibi. Okuldan mezun olup mecburi hizmet için Keskin Devlet Hastanesi’ne gittiğimde, hastanenin kul...

Ercan Kesal'dan Bu Ülkenin Yetimlerine Dair...

Resim
Ercan Kesal, dün bir yazı yazmış yetimler ve kendi yetimliği ile ilgili. Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz. Ben sadece bu yazının en yürek yakıcı bölümlerini burada paylaşacağım.  ... Faruk öldü bir ay sonra. Cenazesine gittim. Mahalle arasında küçücük bir cami. Az sayıda cemaat. Namaza durduk. Hemen yanımda Faruk’un babası ve küçük oğlu. O da namazda. Tam helallik alınıyor, ardından dua faslı başlayacak, çocuk yavaşça musalla taşının yanına gitti. Babasının, kefeniyle konulmuş cenazesine yanaştı ve başını onun göğsüne koydu. İmam ve oradakiler, bir süre manasızca baktık çocuğa. Babası hâlâ yaşıyordu sanki ve o kadar alışkın bir tarzda koymuştu ki ölünün göğsüne başını… “Yetim işte.. Ne yapsın” diye mırıldandı yanımda dikilen mahallenin berberi. ... Avanos.. Ağustos akşamı.. Sekiz dokuz yaşlarındayım. Salonun bahçeye açılan penceresi açık. Ilık bir rüzgâr bahçeden gelen kokuları içeriye taşıyor. Evde kimse yok. Annem ve kardeşlerim niye evde değiller, b...