Kayıtlar

Aralık, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

A Serious Man (2009)

Resim
Modern dünya bu işte. Bizi sürüklüyor. Önümüzde yaşanan lümpenlikler, nobranlıklar ve sıradanlıklar. Alışıp gidiyoruz. Akıntıya karşı kürek çekmenin de bir anlamı yok. İşte, okulda ya da evde. Gözümüzün önünde bir sürü tuhaf olaylar. Kanıksıyoruz artık belki de. Sesimiz çıkmıyor. Tepki vermiyoruz. Tüm bunların bir anlamı olmalı diyerek ruhumuza menfez açmak istiyoruz. İnsanlara dertlerimizi açarak yaralarımıza merhem sürmelerini istiyoruz. Ruh yaralarını kapatacak devasa merhemler olmalı lakin bulamıyoruz böyle şifa verenler. Kapandıkça kapanıyoruz içimize. Sesimiz soluğumuz kesiliyor. Bir kapana kısılmış gibi de hissediyoruz. Modernizmin keskin yaralar açan saldırılarına karşı geleneğin bir çözüm getirmemesi daha da hasta ediyor bilincimizi. Ruhumuzun çatısına çıksa biri ve antenin ucuna şöyle bir dokunuverse tamam olacak her şey ama olmuyor işte. Hep karlı bir ekranı var artık. Sınırlar ihlal edildikçe şiddetin dili daha da artıyor. Muhatap olacak birilerini de bulamadıkça küstahlaş…

Çekap

Resim
Sürekli bir telefon, hastanenin birinden. “Size yüzde elli tenzilatla bir çekap yapalım.” “Hasta mıyım ben?”diye haykırmak gelse de içimden “yok teşekkür ederim diyerek geçiştiriyorum her zaman ki gibi” on beş gün sonra yine bu zamanlarda aynı kadın sesi arayacak ve soracak kibarca baştaki cümleyi: “Size yüzde elli tenzilatla bir çekap yapalım.” Odamın içini dolduran kış güneşi gözlerimi ve dahi gözbebeklerini bile kamaştırmışken koltuğa yığılıp kalıyorum. Ölmeden önce son kez bir çekap yaptırmalı mıyım acaba. Kahvemden bir yudum alıp işime dönmeye çalışsamda nafile. Bütün konsantrasyonum gelip düğümlendi işte o “çekap”a gözlerimi kapatıp başımı yaslıyorum. Biraz uyusam mı ne. Duvar saatinin tik takları bu kez yalnız bırakmıyor ki beni. Tik tak çekap. Tik tak çekap. Belki de aniden bir hastalık ruhumu, vücudumu saracak ve öleceğim. Bu kızın da içine doğdu ve beni aradı diye beynimin küçük bir tepesine kuruluveren şüphe otağı oradan hiç kalkmıyor. Avuçlarımı gözlerimin önüne getirip i…

Bir Zamanlar Anadolu’da ki Doktorun Öyküsü

Resim
Ercan Kesal, Bir Zamanlar Anadolu'da filminde kendi hayatından da kesitler taşıyan doktorun odasında asılı duran "Taşra Doktoru" fotoğrafı ile ilgili yazmış.
"....
Bornova öğrenci yurtlarına yerleştiğim ilk gün, her öğrenciye bir tane verilen metal dolabın kapağına o günlerde yeni kaseti çıkan Sezen Aksu’nun küçük bir posterini yapıştırmıştım. “Minik serçe”. Bir sandalyeye yanlamasına oturmuş, seksi olmaya çalışan haliyle ve iri dudaklarıyla muzipçe bakan ama ne yaparsa yapsın ona hep çocuksu bir masumiyet veren tavrıyla, Sezen Aksu. O günlerde, ikide bir yurtları basıp dolapları hallaç pamuğu gibi atan jandarmanın elinden kurtulan tek resim.

Bir süre sonra o resmin yanına, Fransız Kültür Merkezi’ndeki bir fotoğraf dergisinin içinden yırtıp aldığım başka bir fotoğraf daha eklendi. E. Smith’in ‘taşra doktoru’ fotoğrafı. Yıllarca taşıdım o fotoğrafı. Kaderim gibi. Okuldan mezun olup mecburi hizmet için Keskin Devlet Hastanesi’ne gittiğimde, hastanenin kullanılmayan bi…