A Serious Man (2009)


Modern dünya bu işte. Bizi sürüklüyor. Önümüzde yaşanan lümpenlikler, nobranlıklar ve sıradanlıklar. Alışıp gidiyoruz. Akıntıya karşı kürek çekmenin de bir anlamı yok. İşte, okulda ya da evde. Gözümüzün önünde bir sürü tuhaf olaylar. Kanıksıyoruz artık belki de. Sesimiz çıkmıyor. Tepki vermiyoruz.

Tüm bunların bir anlamı olmalı diyerek ruhumuza menfez açmak istiyoruz. İnsanlara dertlerimizi açarak yaralarımıza merhem sürmelerini istiyoruz. Ruh yaralarını kapatacak devasa merhemler olmalı lakin bulamıyoruz böyle şifa verenler.

Kapandıkça kapanıyoruz içimize. Sesimiz soluğumuz kesiliyor. Bir kapana kısılmış gibi de hissediyoruz. Modernizmin keskin yaralar açan saldırılarına karşı geleneğin bir çözüm getirmemesi daha da hasta ediyor bilincimizi.

Ruhumuzun çatısına çıksa biri ve antenin ucuna şöyle bir dokunuverse tamam olacak her şey ama olmuyor işte. Hep karlı bir ekranı var artık. Sınırlar ihlal edildikçe şiddetin dili daha da artıyor. Muhatap olacak birilerini de bulamadıkça küstahlaşıyor.

Diyaloglar aslında hep monolog şeklinde. Hep kendimizden bahsedip, kendi yaşadıklarımızı anlatıyoruz.  Karşımızdakinin konuştuklarının, anlattıklarının bir ehemmiyeti yok ki.

Ruhuna hava aldıracak bir park bulamayan insanoğlu, oğlunun vaftizi ile bu maceraya son verecek ve herkesin katıldığı bu kumpanyanın en baş aktörü oluverecektir.

Hey fırtınaya baksana…

Başımız sağolsun.

Yorumlar

betül t. dedi ki…
richard sennett-karakter aşınması-1988