Kapıcı Musa(Muzaffer Çetinyılmaz)nın Ardından...

Sevgili M.Nedim Hazar, o büyük oyuncuyu ne güzel de anlatmış.

Ruhun şad olsun Büyük Oyuncu..

...

"Malum, ilk dönemi Birleşen Yollar ile neredeyse 50 yıl önce başlamıştı. Minyeli Abdullah, Yalnız Değilsiniz gibi filmlerle başlayan ikinci dönemde Anadolu’dan, sıradışı bir katılım oldu bu akıma. Konya’da aslında farklı işlerle meşgul olan, ancak sinemaya gönül veren Nurettin Özel ve Hüseyin Türkyıldırır ellerinde bir film kasetiyle gelmişlerdi İstanbul’a: Kapıcı Musa.
    Anadolu şartlarında, son derece mütevazı bir bütçeyle çekilmiş etkileyici bir hikâyesi olan filmdi Kapıcı Musa. Ancak, teknik ve estetik olarak yeterli olmadığı için, Esra Film, yönetmen İsmail Güneş’e hikâyeyi Beşinci Boyut ismiyle tekrar çektirdi. Pek çok oyuncu tekrar çekimde aynen rol aldı. Bunlardan biri elbette başroldeki Kapıcı Musa’yı oynayan Muzaffer Çetinyılmaz’dı. Çetinyılmaz, o kadar etkileyici bir performans sergilemişti ki, pek çok kişi onu gerçekten kapıcı zannediyordu. İtalya, Solerno Film Festivali’nden ödülle dönen film bir anda popüler olmuştu.
    Oysa Muzaffer Çetinyılmaz, o tarihte bile yılların tiyatro sanatçısıydı. 17 yaşında başladığı meslek hayatında pek çok önemli oyunda rol almış ve tam 23 yıl (Tiyatroyu bıraktığı 2000 yılına kadar) Lale Oraloğlu tiyatrosunda sahne tozu yutmuş bir sanat emekçisiydi. Beşinci Boyut’un Türkiye festival macerası da ilginçtir. Bizzat Çetinyılmaz’dan dinlemiştim; Antalya Film Festivali’nde filmi izleyen bir jüri üyesi deneyimli oyuncuyu bir kenara çeker ve şöyle der: “Muzaffercim, filmini izledik çok beğendik ve senin rolünden etkilendik ama ödül veremeyeceğiz!”
    Sinemanın onu keşfetmesiyle uzun metraj filmlerde oynamaya başladı. Manisa Tarzanı, Garip Bir Koleksiyoncu, Bize Nasıl Kıydınız, Son Türbedar vs. Televizyon dizi sektörünün aktifleşmesiyle oraya geçti ve Öyle Bir Geçer Zaman ki’ye kadar sayısız TV işinde rol aldı. Beni en çok etkileyen rolü ise Bize Nasıl Kıydınız’daki idam mahkumu karakteridir. Filmde, hayatının son üç gününü yaşayan bir idam mahkûmunu canlandırır Muzaffer Çetinyılmaz. İnsanlarla ilişkisini tamamen koparmış ve bir fareyle dostluk kurmuştur. Dikkat buyurun bu film çekildiğinde daha Hollywood’un meşhur Yeşil Yol’unun çekilmesine 6 yıl vardır. Çetinyılmaz, bu rolden önce kendi evinde tam üç gün üç gece hiç uyumaz ve güçlükle ayakta duracak kadar bitkinken gider sete. Ve öyle bir idam sahnesi çekilir ki, Türk sinema tarihine geçecek kadar başarılıdır.
    Tiyatro ülkemizde zaten popüler bir meslek değildir. Eğer dizi ya da film sektöründe de boy göstermiyorsanız, kimse tanımaz sizi, medya da ilgi göstermez. Dolayısıyla Muzaffer Çetinyılmaz’ın meslek hayatının 23 yılını meşhur olmadan yaşaması anlaşılabilir bir şeydir. Ancak, dizi ve film sektörüne girdikten sonra bile ısrarla kalabalıklardan kaçar emektar oyuncu. Şöhreti adeta bir yılan gibi görmektedir ve nerede bir flaş patlarsa anında uzaklaşır oradan.
    Önceki gün sinemacılarla muhabbet halindeyken Hüseyin Türkyıldırır verdi acı haberi. Bir gün önce telefonla hal hatır sorduğu Çetinyılmaz, gece Hakk’ın rahmetine kavuşmuş. Büyük bir şok yaşadık. Daha acı olan ise; Madonna’nın tecavüz hikâyesini birinci sayfalarına taşıyan malum yayın organlarının Çetinyılmaz’ın vefat ve cenaze haberini vermemesi değil, yıllardır ona film ve dizi çektiren medyanın da pek umursamamasıydı. Muzaffer Çetinyılmaz, şöhretten yılandan kaçar gibi kaçan son derece değerli sanatçılarımızdan biriydi. “Sazını kafana çal / ver bana kavalımı” diyenlerdendi. Günümüz gariplerinin ölümü üç günden sonra bile duyulmuyor ne yazık ki! Allah rahmetiyle muamele etsin."
...

Yorumlar

Unknown dedi ki…
Hey gidi hükümet bi gelemedin önünden