Kayıtlar

Ekim, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Oğullarından Sonra Ölen Babalar...

Resim
Baba ve oğul gerilimi fecidir. Gerer adamı. Her iki taraf için de zordur. Yüzleşmek kolay değildir. Ergenlikte başlayan ve kendi çocuğunuz olana dek devam eden bir süreç.

Her erkek yaşamıştır babasıyla bu zorlu süreci. Bazen büyük dönüşümleri de beraberinde getirirken bazen kolay atlatılabilmektedir. Zorlu dönüşümlerin tek karın ağrısı içinde biriktirdiklerini dökerek rahatlayamamaktır.

Anne ile yaşanılan ise kolaydır. Anne hep daha bağışlayıcıdır ve alttan alır. Baba, oğlu büyüdükçe dizginlerin elinden çıkmasına izin vermez. Kaybetmeme korkusu da diyebiliriz buna yahut sana yapılanı başka birinin üzerinde deneme yöntemi. Sonuçta ataerkillik bunu gerektiriyordur diye düşünür. Soyunun devam etmesine sebep olacak oğulun dizinin dibinden ayrılıp gitmesi istenmez.

İdealler boy verince isyan etmeler çekip gitmeler. Vatan kurtarılacak; dünya kurtarılacak. Geceler boyu kafa patlatır oğullar. Babadan bir adım ileriye geçme hissidir belki de… daha çok şeyi bilmek ve daha çok şey için mücadele etm…

Yahşi Batı'dan...

Resim
Yoğun ve yorgun günlerdeyim. Arada sırada bir film seyrediyorum. Gecenin ilerleyen vakitlerinde oluyor bu genelde. Çıt çıkmazken. Nebatat bile uyurken… Geçenlerde Yahşi Batı’yı tekrar tekrar izledim.

Yılmaz’ın komedi filmi yaparken genel bir üslubu var artık. Gerek kendi toplumunun gerekse bu toplumun zamanında izlediği Hollywood klasiklerini üzerinden hem bir abartma hem de ti’ye alma durumu var. Böyle bir komedi yapılabilir burada hiçbir mesele yok ancak bu tarz bir zaman sonra sizin kredibilitenizi de yiyip bitirebilir.

Cem Yılmaz, bu gerçeği bildiğinden olsa gerek kolay anlaşılır espri düzleminden giderek ortalama seyircinin en azından keyifle vakit geçirmiş bir şekilde filmden çıkmasını sağlıyor bunun yanı sıra filmin önemli yerlerine yerleştirdiği sistem ve düzen eleştirileri ile de sinemasının bir klasik olmasının da yolunu açıyor.

Bunu biraz açmakta fayda var. GORA ile ilgili böyle bir kanıya varmak zor ama özellikle AROG’da Cem Yılmaz bizim modernleşme tarihimizin içinden cımbız…

Susma Sara!

Resim
Herkes sayılardan bahsediyor Sara.

Kaç kadına tecavüz edilmiş; kaç çocuk öldürülmüş; kaç erkek hunharca katledilmiş.

Bütün bunlar rakamlar öyle değil mi Sara.

Sen sadece okulun gezisin gitmek istiyorsun. Tüm bunlardan sanane.

Savaş olmuş bitmiş. Sen o günleri hiç görmemişsin.

Soluk bir aydır yüzünün şavkına vuran.

Hergün evden okula, okuldan eve.

Şehit bir babanın evladısın.

Tek aradığın bu bir baba.

Gecesi gündüzüne karışmış bir annenin yerine bir baban olsaydı diye beklediğin geceler Sara.

Yalnızlık savaş gibi.

İs, kurum ve duman şehrin üzerinde.

Sara!

Tarihe kendi gözlükleriyle bakanlar var ve senin trajedini anlamıyorlar. Onlar hala despot efsanelerin kanlarını içiyorlar.

Dudaklarının kenarlarından giysilerine kan akıyor Sara.

Sen sadece bir geziye gitmek istiyorsun Sara. Basit bir gezi ama neden bu kadar çok gitmek istiyorsun bilemiyorum.

Şehit çocuklarının ücretsiz gitme hakkı var ve sen bundan yararlanmak istiyorsun.

O hiç göremediğin babanın yardımını hissediyorsun sanki.

Sara!

Yalan bazen ne bü…