Oğullarından Sonra Ölen Babalar...


Baba ve oğul gerilimi fecidir. Gerer adamı. Her iki taraf için de zordur. Yüzleşmek kolay değildir. Ergenlikte başlayan ve kendi çocuğunuz olana dek devam eden bir süreç.

Her erkek yaşamıştır babasıyla bu zorlu süreci. Bazen büyük dönüşümleri de beraberinde getirirken bazen kolay atlatılabilmektedir. Zorlu dönüşümlerin tek karın ağrısı içinde biriktirdiklerini dökerek rahatlayamamaktır.

Anne ile yaşanılan ise kolaydır. Anne hep daha bağışlayıcıdır ve alttan alır. Baba, oğlu büyüdükçe dizginlerin elinden çıkmasına izin vermez. Kaybetmeme korkusu da diyebiliriz buna yahut sana yapılanı başka birinin üzerinde deneme yöntemi. Sonuçta ataerkillik bunu gerektiriyordur diye düşünür. Soyunun devam etmesine sebep olacak oğulun dizinin dibinden ayrılıp gitmesi istenmez.

İdealler boy verince isyan etmeler çekip gitmeler. Vatan kurtarılacak; dünya kurtarılacak. Geceler boyu kafa patlatır oğullar. Babadan bir adım ileriye geçme hissidir belki de… daha çok şeyi bilmek ve daha çok şey için mücadele etmek.

Babalar öyle değildir ki.. Onlar sızıverirler sabahları evin dışına. Sonra akşamları yine usulca kurulurlar kış ise yanan sobanın başına, yazsa balkon korkuluklarından arka bahçeyi seyrederler.

Korkusuzdur oğullar babalarından daha çok. Büyük bir yangının ortasına atıverir kendini. Ardındakileri düşünmez… ölümse ölüm işte… kansa kan…

Babalar mülayim babalar korumak için oğullarını kükrerler. Oğullar sevmezler mülayim babanın himayesini. Uzak diye bir düş vardır ve o düş sarmıştır uçarılığını.

Oğul uçacaktır babası olmadan…

Baba ise kanatlarını açacaktır oğlunu uçurmadan…

Böyle bir film vardı evet. Bu gerilimi tüm tonlarıyla anlatan. Sonra bir çocuk olunca ve ölüm usul usul kapıya gelince hatırlanan güzellikler ve dönülen çocukluklar.

Oğul ve Baba, avluda bir gece yarısı ikisi de hafif sarhoş tartışırlar. Tartışma sarhoşluk gibi kalmaz. Dökülür aynalar, yüzler kırılır. Gece aya bakarken oğul babadan oğlunu kanatları altına almasını ister.

O da babadır şimdi. “Baba!” der “bir oda ver oğluma” odalar verilir. Verilmez mi… Torun için ömürler verilir. Teksas Tommiksler sarılır gazete kağıtlarına…torun kilitli kapıları ardına kadar açmaktır…

Oğul sonra düşer. Ayın şavkı düşer. Baba peşinden hastane yollarına düşer.

Bir şeyi yoktur sanılır. İyileşecektir.

Sonra doktor babaya ölecek der. Babalar oğullarından sonra ölmek istemezler. Babalar hep oğullarından önce kendileri ölmek isterler.

Baba, oğlunun ölüm haberini alır. Asıl kendi salası okunmuştur. Hastanenin kantinine çöküverir.

Masada bir büyük sürahi iki bardak.

Bu fotoğraf ne çok şey anlatmaktadır aslında…

Yorumlar

kebeci dedi ki…
Çokmu şey istiyoruz...
adsoy dedi ki…
"yüreğim yangın yeri gibi biliyor musun baba"

diyor sadık o unutulmaz baba oğul hesaplaşmasında babasına.

yangın alevlere yükselmiş; çok şey istemişiz çok mu?
Zeynep Şeker dedi ki…
ınanılmaz guzel ıslenmıs bır konuydu gercekten :(
sımdı burda okuyunca yıne huzunlendım..

blogunuzu severek takıp edıyorum tebrık ederım sızı, sızde ıngılız edebıyatı ve gundelık konularla ılgılı eglencelı bırseyler okumak ıstersenız bloguma beklerım.
http://zeynepsek.blogspot.com

Sevgıler

Zeynep