Pilav üstü Film - 3



Pilav bitmek üzere. Tabakta birkaç kırıntı kaldı o kadar…

Film devam ediyor. İnsan tacirlerinin yaptığı inanılmaz gayrı kanuni atraksiyonlar sayesinde İran sınırından Türkiye’nin dağlarına doğru kendilerini verip ilerlemeye devam ediyorlar.

Kahramanlarımızı gece görüş kamerasıyla uzaklarda bir yerlerde askerler veya sınır devriyeleri takip ediyorlar sanki.

Odanın bunaltıcı havasına rağmen dağda hava soğuk. Dağların ayazı umudu da alıp götürüyor.

Yanlarında bir rehber eşliğinde devam eden bu yolculuk uzaklarda bir yerleşim yerinin ışıklarını görünce bitti gibi…

Sabahın ilk ışıklarıyla köyün içerisine atılan adımlar ve köy halkının onları misafir edebilmek için verdiği uğraşlar çok güzel.

Futbol heryerde futbol. Yaşça daha küçük olan Afgan, köyün çocuklarıyla futbol oynuyor şakalaşıyor ve simsarların ikinci hamlesi için haber bekliyorlar.

O haber kısa bir süre sonra gelecek ve iki umut yolcusu İstanbul’a doğru bir kamyon kasasının arkasında yol alacaklar.

Orada yine uzunca bir süre beklemeye devam edecekler. Onlara bu sefer yine Avrupa’ya göç etmek için simsarların eline düşen bir karı koca ve sevimli çocukları da eşlik edecek. İstanbul’un izbe sokaklarının bulunduğu harabe evlerde hem şehri tanımaya çalışacaklar hem de biten paralarını kazanabilmek için yeraltındaki bir torna atölyesinde dirsek çürüteceklerdir.

Sabaha karşı biten bir mesainin ardından ise Galata köprüsünün üzerinde üç erkek bir teneke kutusuna tekme sallayacaklardır.

Avrupa ne yakındır ne uzak…

Umut ise varolmazsa olmaz…

Aklımda kalan ise karı kocanın çocuklarına aldıkları kırmızı ayakkabılarda…

Hava iyice basıklaştı uyuyabilir miyim bilemiyorum…

Bitti...

Yorumlar

beenmaya dedi ki…
umut var olmazsa olmaz elbette. bir yerde okumuştum sanırım "Umudunu kaybeden insan herşeyini kaybeder; aklını, vicdanını, yüreğini, herşeyini..."
adsoy dedi ki…
evet çok haklısınız.
özellikle göç edenler için umut daha da önemli.
aklımızı, vicdanımızı ve yüreğimizi kaybetmemek temennisiyle...