Gözler ve Duygular...


Bazen bir bakış bile izleyiciyi heyecanlandırabiliyor. Gecenin ilerleyen vakitlerinde bir filmin izlenilmesi zincirleme olarak başka bir filmi hatırlatıyor. İnşaatlarda amelelik yapan bıyıkları daha yeni terlemiş genç, aynı inşaatta çay dağıtıp yemek yapan çocuğu saçlarını tararken görünce onun güzel bir genç kız olduğun anlar ve içine bir ateş düşer bu aşk ateşidir. Kızın aynaya yansıyan saçlarını tarama görüntüsü bir kıvılcım çakar ve kaybolur. Perdenin gerisindedir kız. Perdeler bir bir açılsa ve saçlarına dokunsa ister mi bilinmez. Kimsenin görmesini istemez. Kireç torbalarının arasına bırakıverir külçe gibi olmuş bedenini. Ruh bedenden ayrılır aşkta. Ruh perdenin önünde, beden ise kireç torbalarının ardındadır. Kamera gencin yüzüne doğru odaklanır. Arkasında birkaç sıra kireç torbaları. Korku ile öfke arasında bir duygudur gözlerine yansıyan. Aşk, öfkeyi de barındırır içinde korkuyu da. Aşık, öfkeden deliye döner öfke aşkın kor halidir ve kontrolsüz bırakır delişmen kalbi. Korku ise başkalarına yar olmasının yürekte açtığı endişeli uzun bir tüneldir. O uzun tünelden çıkış uzun yıllar alır.

Böyle bir sahne bana başka bir filmi hatırlatır. Genç, tatildedir. Tatil uzun bir kaygıya dönüşür. Askeri okuldan ayrılıp işletme okuma sevdası ailenin direnciyle karşılaşınca gündüzlerin uzun, gecelerin kısa olduğu yaz aylarının tam tersine bir mevsim anaforuna yakalanır genç. İlk filmdeki inşaatta amelelik yapan gençten biraz büyükçedir. Kasabada bir arkadaşına rastlar. Deniz kıyısında okey oynama teklifine hayır diyemez ve peşine takılır. Okeyden bile anlamayan bu münzevi gencin gözleri plajda güneşlenen bir genç kadına takılır. Gözlerini ondan alamaz. Sevmek ve sevilmek ister. Akıntıya karşı ters kulaç atmanın ilk hamleleri olabilir bu sevda. Sonra kadının yanına küçük bir çocuk gelir ama bakışlarını kaçırmaz. Belki kardeşidir, yeğenidir diye düşür. Sonra bir adam çıkagelir, kadın adamın koluna girer diğer eliyle çocuğun elini sıkıca kavrar. Uzaklaşırlar. Bakışları yere düşer gencin. Burada utanç ve kaygı vardır gözlerde. Utanır çünkü böyle bir kuyuya düşmek istemez. Kaygılıdır çünkü yaz biraz daha uzayacaktır.

Gözler, duyguların en iyi yansıtıldığı tablo gibidirler. Duygular gözlere yansır ve sadece anlamak isteyenler anlar.


İkinci filmle ilgili daha önce yazdıklarım

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)