Mongolian Ping Pong / Taşra ve Çocuk


Çocuk ve taşra. Nasıl seviyorum bir bilseniz. El değmemiş ve bozulmamış iki varlık.

Kelimelerin yerini değiştirebilirsiniz...

Taşra ve çocuk.

Öğrenmeye çalışan ve öğrendikçe dış dünyaya açılan iki kelime.

Issız gece yarılarını hatırlatır bana taşra. Yatsı ezanı ve namaz için camiye giden birkaç ihtiyar dışında yollar sokaklar boşalır. Köpek havlamaları, baykuş sesleri ve rüzgârın deviniminde sallanıp hışırtı yapan yapraklar.

Gece ıssızdır taşrada. Kimsecikler kalmaz. Birazdan ihtiyarlarda dönecek namazdan ve meydan hepten kurda kuşa kalacaktır.

Çocuklar evlerinde derin uykulara bırakırlar kendilerini. Harman yerinin süregiden yorucu koşuşturması yıkmıştır onları. Bir de tabiiki onların gözünde anne babanın hiç bitmeyen eziyetleri.(Beş Vakit filmini hatırlayın)

İşte o anlarda bir dışarıya çıkın ve evlerin, bahçelerin duvar diplerinde dolaşın derim. Taşranın sessiz çığlıklarını dinleyin. Erkenden söndürülen ışıkların yanı başında ayakkabılarınızın tıkırtıları kalsın bir.

Bir yere yetişecek gibi yürümenize gerek yok. Ne önünüzü kesecek bir kapkaççı ne de araba gürültüleri olacak. Belki sırnaşık bir kedi ya da canı sıkılan bir köpek eşlik edecek size.

Taşra dingindir…

Olağan akışında yürür işler. Kendiliğinden. Kızmaca, sinirlenmece de olur elbet ama büyük facialara sebebiyet vermeden sönüp gider.

Taşra gündüzleri ise bambaşka bir alemdir…

Filmi anlatacaktık yine taşra geldi başköşeye kuruldu bile.

Taşrada gündüz ve filme dair bir şeyler de sonraya kaldı…

Yorumlar