Uluçay ve Irmak



Issız Adam'da yönetmen sinemanın tüm kavramlarını istismar edercesine bir şeyler anlatıyordu. Daha önce burada sözkonusu filmle ilgili kadın-erkek ilişkilerini ele alan bir şeyler karalamıştım ancak filmi tüm boyutlarıyla eleştirmemiştim. Genel olarak filmle ilgili beni en rahatsız eden şey, özellikle seyirciye bırakması gereken yerleri bile gözümüzün içine sokma davranışının aleniliğiydi.

İşin aritmetiğini, tekniğini bilmek bunları da kapsar mı?

Aşkı, hazzı, cinselliği anlatırsın, anlatırken seyircinin hayal gücüne bırakacağın yerler olur bu hem izleyicinin zekasına güvenmektir hem de sömürüye mahal vermemektir. Ahmet Uluçay'ın ilk ve tek uzun metrajlı filmi buna en güzel örnektir. Bir mektupla aşkı, bir cevizle de hazzı ve cinselliği anlatır Uluçay. Sinemada bir mevzuyu anlatmak böyle bir şey olsa gerektir.

Yorumlar

dyanna dedi ki…
Çok güzel
âyine-i devrân dedi ki…
en sevdiğim filmlerden biridir, doğallık sonuna kadar kullanılmıştı filmde ve ben hayran kalmıştım :)
uluçay yine bir film çekiyordu ama haberim yok bitti mi, bitmediyse ne zaman biter, bilginiz var mı acaba?
adsoy dedi ki…
son filmi ile tek bildiğim 'bozkırda deniz kabuğu'nun ahmet uluçay'ın rahatsızlığı dolayısıyla yarım kalmasıdır.
inşallah iyileşir ve bitirir filmini.
âyine-i devrân dedi ki…
hımm, üzücü, umalım da çabuk iyileşsin ve güzel filmini izleyelim, ismi yine ilginç :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)