Issız Adam (2008)

Erkek, kendisinden daha baskın ve güçlü bir karakterle karşı karşıya kaldığında ilk önce bocalıyor, ne yapacağını bilemiyor. Arada sevmeye de başlıyor. Aşk yavaş yavaş damarlara zerk oluyor. Sonrasında hem egonun galibiyetinin kutlanması hem de aşkın bir şekilde acısının dindirilmesi gerekli.

Her türlü yol deneniyor ve kadından bir yemek sözü alınıyor. Erkek kendini ona anlatma derdinde. En iyi bildiği şeylerden başlıyor tabii ki. Güzel yemekler pişiriliyor. Kadının kalbine giden yol midesinden geçiyor(kadın erkek hepimiz aynıyız işte!)

Erkek, istediklerini elde etmeye başlayınca yavaş yavaş sıtkını sıyırmak istiyor kadından. Kadın ise güçlü karakterini erkeğin ellerine bırakıyor. Erkeğin annesini yemeğe götürüyor, alışveriş yaptırıyor ve akşam da düğünde refakat ediyor.

Sonra özgürlük galip geliyor ve erkek fütursuzca ayrılalım diyiveriyor. Kadın ne dese boş. Kadın ortada kalakalıyor.

Ama sonrasında kadın daha çabuk toparlıyor. Erkek ise hep o meşhur egosuyla rölantide…

Yorumlar

Uzağa Giden Kadın dedi ki…
Issız adam...
Bağlanma bozukluğu denen psikiyatrik hastalığın günümüze yansıması. Issız insanalrı yazacağım ben de. O zaman geri dönerim..
Günaydın
adsoy dedi ki…
günaydın.
bekliyorum ıssız insan tasvirlerinizi.
beenmaya dedi ki…
hem hepimiz gibiler...hem de hiçbirimize benzemiyorlar..

bu arada ben hala seyretmedim...
adsoy dedi ki…
acilen seyretmeni dilerim.
Hiç kimse dedi ki…
Ne kadar kimilerine göre içinde Avrupai ilişki tatları barındırdığı söylense de bence Issız Adam, şehirlerde yaşanılan ilişkilerin çapının değiştiğigni kanıtlayan devrim niteliğinde bir filmdir.
Papatya Prenses dedi ki…
Hani diyor ya annesi, bu kızı kaçırma oğlum diye. Ondan sonra gelip ayrılmak istediğini söylüyor.

O an suratının ortasına bi yumruk çakasım gelmişti:)
Journey to Orient dedi ki…
Kadında ego daha baskın Adnan.
"Kadının kalbine giden yol midesinden geçiyor(kadın erkek hepimiz aynıyız işte!)"

Bu da pek acımasız bir eleştiri olmuş yahu :)