İddialı Film İsmi Koymak


Üç Maymun’un Oscar ödüllerinde son 5 e kalamadığını dün akşam itibariyle öğrenince filmi seyrettikten sonra aklıma takılan bir mevzuyu hatırladım. Malumu âliniz, Üç Maymun, “üç maymunu oynamak” deyiminden türetilmiş bir isim.

‘Biri gözlerini, biri kulaklarını, diğeri de ağzını elleriyle kapamış üç maymun figürü ile her yerde karşılaşıyoruz. 'Üç maymunu oynamak' deyimi kişinin olaylara karışmak istememesi anlamında kullanılıyor. Japon kökenli bu figürdeki maymunların isimleri, Mizaru, Kikazaru ve Iwazaru, Japonca'da sırasıyla (şeytanı) görmemek, işitmemek ve konuşmamak anlamına geliyor.’

Filmin konusu ile ilgili tam olarak “üç maymunu oynamak” deyiminin karşılandığını düşünmüyorum açıkçası. Filmin resmi sitesinde konu, “Küçük zaafların büyük yalanlara dönüşerek parçaladığı bir ailenin gerçeği örtbas ederek her şeye rağmen bir arada kalma çabası” olarak anlatılan bir durum var. Açıkçası Nuri Bilge Ceylan, filmin konusunu anlatırken böyle iddialı cümleler hep kuruyor. Sonra filmi izlediğinizde daha farklı bir konu veya durum oluşturuyorsunuz. Belki de soyut kelimeler kullanarak filmin üzerinde bir gizem oluşturma çabası da denilebilir buna.

Wikipedia’da filmi konusu aslında gayet sade ve kolay bir şekilde özetlenmiş.

“Yaklaşan genel seçimlerde bir muhalefet partisinden aday olan işadamı Servet (Ercan Kesal), ıssız bir yolda olan ve ölüme yol açan bir trafik kazasının sorumluluğunu almamak için, o sırada araçta bulunmayan şoförü Eyüp’e (Yavuz Bingöl) para verip yalan söyleterek kendisinin yerine hapse girmeye ikna eder. Seçimde kaybeden Servet, hapisteki Eyüp'in karısı Hacer'le de (Hatice Aslan) ilişki kurar. Hacer'in durumu fark eden oğlu İsmail (Ahmet Rıfat Şungar), annesini suçlar. Bir yıl sonra hapisten çıkan Eyüp de olanları fark eder. İsmail ailenin "namusunu temizlemek" amacıyla Servet'i öldürünce Eyüp onun hapse girmesini önlemek için, daha önce patronunun kendisine yaptığı teklifi kimsesiz gariban bir gence yapacaktır.”

Bu değerlendirmeleri size bırakarak aslında başka bir konuya dikkatinizi çekmek istiyorum. Türk yönetmenlerinde iddialı başlık seçme hastalığı. Böyle bir film adı koyma geleneği ilk olarak Zeki Demirkubuz’un Masumiyet filmi ile başladı desek yeridir. Sonrasında bir sürü filmde böylesi ilginç isimleri gördük.

Özellikle Demirkubuz iddialı film isimlerinden hiçbir zaman vazgeçmedi. Yazgı, Kader(başlı başına sorunlu bir isim değil mi?, kader gibi geniş ve çetrefilli bir konuyu bir filmin içine sığdırma iddiası) bunların en başlıcaları. En son filminin ismi ise “Kıskanmak”. Yine vazgeçmemiş genel ve iddialı isim alışkanlığından. Bunun ardından bir sürü filmde de böyle iddialı isimleri gördük Benim hatırlayabildiklerim Turgut Yasalar’ın Leopar’ın Kuyruğu(konusu Afrika’da geçmiyor maalesef), Derviş Zaim’in Tabutta Röveşata ve Nuri Bilge Ceylan’ın Uzak. (Sizin de aklınıza gelenler film isimleri varsa yorum bölümüne ekleyebilirsiniz.)

Açıkçası yönetmenin işi filmin ismi ile ilgili izleyicinin beğeni çıtasını yükseltmek olmamalı. Zaten ortada beğenilecek bir film varsa izleyici bir şekilde ondan lezzet alır ve izleyicinin beğenisini kazanır.

Bu konuda Hollywood sinemasını takdir etmemek mümkün değil. Mesela daha önce bahsettiğim “The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford” filmi. Yönetmen açıkça filmin ismini, filmin nasıl bir şekilde ilerleyeceğini ve finalini hiç çekinmeden postere yazmış.

Bizim yönetmenlerimizin de iddialı isimler yerine konuya uygun isimler koymalarını bekliyorum.


Yorumlar

YALNIZLIK OKULU dedi ki…
Zaten almalarını beklemiyordum...bide alsalardı iklimler için daha çok içim burkulacaktı...