Ömrümün en mutlu anlarıymış! Nerden bilebilirdim?



Orhan Pamuk'un son romanı "Masumiyet Müzesi" başlığa benzer bir cümleyle başlar.
“Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.”

Tüm Orhan Pamuk romanları okuyucuyu etkileyen bir cümleyle başlamaktadır. beyninden vurulmuşa dönen okur büyük bir iştahla okumaya başlar romanı. arada sıkılmalar, uyuklamalar, iç geçirmeler olsa da ayrı bir tadı vardır Pamuk'un romanlarının. Mesela "Yeni Hayat" romanı da:

"Bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti"

cümlesiyle başlamıştı.

Orhan Pamuk Masumiyet müzesinde zengin bir erkeğin, yoksul ve daha genç bir akraba kızı ile arasında yaşanan bir aşk ilişkisinden bahseder.

İstanbul sahnesinde cereyan eden bu öykü bana Orhan Pamuk'un İstanbul-Hatıralar ve Şehir kitabının son bölümünde ismini gizleyerek ve sadece KaraGül diyerek andığı aşkını hatırlattı. Orada bahsettiği kişi ile Orhan Pamuk arasında da bildiğim kadarıyla bir yaş farkı vardı. Onun dışında buluştukları ve Orhan Pamuk'un resim yaptığı daire de geçirdikleri anılar.

İstanbul kitabında bahsedilen KaraGül bildiğim kadarıyla zengin bir ailenin kızıydı ve daha sonra ailesi tarafından eğitim için İsviçre'ye gönderildiği için aşkları da orada bitmişti. Lakin Pamuk'un satırlarından içinde hep bir ukde kaldığı hissi uyandırmıştı bende. Belki içinde ukde kalan bir aşkın hatırasına böyle bir roman kurgulamış olabilir, bilmiyorum.



Nerden nereye geldim ben de anlayamadım. asıl ömrün en mutlu anları çocukluktan ve çocukluk anılarından yola çıkarak savaşı eleştiren "The War" filminden bahsedecektim.

Kevin Costner'in başrolde oynadığı 94 yapımı bu film belki de Costner filmografisinin en gözden kaçan filmlerinden biri. Sonraki yıllarda arka arkaya fiyasko filmler çevirince bu film de onların arasına gizlenmiş olabilir.

İki kardeşin(biri erkek, biri kız) arkadaşlarının da yardımıyla ağaç ev yapma planları ve bu planda Vietnam gazisi babalarının onlara yardım etme serüveni anlatılıyor.

Çocuklardan erkek olanını daha sonra Yüzüklerin Efendisi serisi ile uluslararası çapta tanınmış Elijah Wood canlandırıyor.

Filmi seyrettiğinizde ağzınızda kekremsi bir tat bırakıyor. çocuk olmak, savaşın acımasızlığı ve bir savaş gazisinin hayata adapte olma çabası masalsı bir şekilde anlatılmış.

Filmden bir kaç diyalog:
-Doktorlar diyor ki...savaşa giden adamların çoğu eski hallerinden farklı dönüyormuş
Ama ben öyle değilim.
Ben giderek düzeliyorum.

-Ülkem cesaretimden dolayı bana Mor Yürek madalyası ve Bronz Yıldız verdi.
+Neden onu da almaları için diretmedin baba?
-Çünkü aklımı yitirmiştim. Savaş bizi bitirmişti, hepimiz delirmiştik. İşte bunca yıldır bununla mücadele ediyorum.Kendimi bağışlamaya,ülkemi affetmeye çalışıyorum.
-Sana dövüşme diyemem Stu.Ama fikrimi sorarsan bence insanları gerçekten güvende tutan ve mutlu eden tek şey sevgidir. Bence cesaret bundan kaynaklanır. Ülkeler güçlerini bundan alır. Tanrı da bize mucizelerini böyle gösterir.
-Sevginin olmadığı yerde ise Stuart hiçbir şey yoktur.Bu dünyada hiçbir şey uğruna savaşmaya değmez.

Yorumlar

Adsız dedi ki…
okudun mu kitabı? :)

jto
Adsoy dedi ki…
mütemadiyen devam
:)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)