Kader yahut Zilletin Sıradanlığı üzerine bir kaç söz.


Ve bir son bekler bizi. Gideceğimiz yer belli. Kader çizmiş zaten çizgileri. Uzak bir yola çıksan da dönüp dolaşıp varacağın yer belli. Geri dönüşü olmayan yollara çıksak ta… Bekir’in de dediği gibi Uğur’a “burası sırat köprüsü” Garip ikilemlerde Bekir. Bir hikâye anlatıyor. Bir masal belki bize göre.  Bir özlem. Dolu dolu bir ömür sunuluyor. İçini damla damla boşaltan biz.

Bekir her gece daha bir çekiyor yaşamı içine ve savuruyor olabildiğine. Zillet ne kadar ağır. Bir gün mahalleden çocuklar çağırıyor oturup laflıyorsunuz. Tüm yaşamını heder etmişsine getiriyorlar lafa. İşin alsı öyle değil diyorsun. Kendini ağırdan sattığından bahsediyorsun falan filan.

Tam da cümlenin sonu gibi hayatın işte… Falan Filan…

Çürüdüğünün farkında olsan da, başka birini ölürcesine aşık bir kadını bu kez sen ölürcesine hatta öldürürcesine seviyorsun.

Hep o malum sahne hatırlanıyor…


Bekir otobüste sabaha karşı uyanıyor ve…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)