Küçük Kara Balık'tan Alıntılar

Blog yazarı, kızına Samed Behrengi'nin Küçük Kara Balık'ını okurken bu kitapta günümüze yönelik ve yetişkinleri de ilgilendiren aslında ne kadar çok şey olduğunu gördü. Blogun alt başlığı da "Sinema ve Edebiyat Üzerine" olunca aşağıdaki alıntıları buraya almak istedi.
...

Küçük Balık çağlayandan atlayıp bir su birikintisine düştü. İlkin telaşlanır gibi oldu ama sonra yüzüp su birikintisinde dolaşmaya başladı. O zamana kadar böylesi büyük bir su birikintisi görmemişti. 
      Yumurtadan çıkmış binlerce kurbağa yavrusu kaynaşıyordu. Küçük balığı görünce başladılar alay etmeye: 
      - Aaaa, şunun kılığına bakın! Sen ne biçim yaratıksın böyle? 
      Balık tepeden aşağı süzdü onları: 
      - Lütfen terbiyenizi bozmayın. Benim adım "Küçük Kara Balık". Siz de adınızı söyleyin; tanışalım. 
      Bir kurbağa yavrusu: 
      - Biz birbirimize Yavru Kurbağa deriz. 
      Öbürü: 
      - Soylu sopluyuz. 
      Diğeri: 
      - Dünyada bizden güzeli yoktur. 
      Bir başkası: 
      - Senin gibi kılıksız ve rüküş değiliz. 
      Balık: 
      - Sizin bu denli kendini beğenmiş olduğunuzu tahmin etmezdim. Yine de affediyorum sizi. Çünkü cahilliğinizden böyle konuşuyorsunuz. 
      Yavru kurbağalar bir ağızdan: 
      - Biz cahil miyiz yani? 
      Balık: 
      - Cahil olmasaydınız, dünyada birçoklarının kendilerine göre bir güzellikleri olduğunu bilirdiniz. Adınız bile size ait değil! 
      Yavru kurbağalar çok kızdılar ama Küçük Balığın doğru söylediğini görünce manevra yaptılar: 
      - Boşuna uğraşıyorsun sen. Biz her gün sabahtan akşama kadar dünyayı dolaşırız; ama kendimizden, annemizden, babamızdan başka kimse görmeyiz. kurtçukları hesaba katmıyoruz tabii. 
      Balık: 
      - Şu su birikintisinden dışarı çıkamayan sizler nasıl dem vurursunuz dünyayı dolaşmaktan? 
      Yavru kurbağalar: 
      - Bunun dışında başka bir dünya daha mı var? 
      Balık: 
      - Var ya. Düşünün bakalım, bu su nerelerden geliyor buraya ve neler var suyun dışında? 
      Yavru kurbağalar: 
      - Suyun dışı da ne demek? Biz suyun dışını hiç görmedik. Ha ha ha! Sen aklını oynatmışsın! 
      Küçük Kara Balık da gülmeye başladı. Yavru kurbağaları kendi hallerine bırakıp yoluna devam etmenin daha iyi olacağını düşündü. Sonra anneleriyle iki laf etmek geldi aklına: 
      - Anneniz nerede şimdi? 
      Ansızın bir kurbağanın tiz sesiyle irkildi: 
      Su kenarında bir taşta oturan kurbağa suya atlayıp balığın yanına geldi: 
      - İşte geldim, buyur. 
      Balık: 
      - Selam büyük hanım. 
      Kurbağa: 
      - Soysuz yaratık! Ne poz atıp duruyorsun? Bulmuşsun çocukları; sallıyor da sallıyorsun! Ben, dünyanın bu su birikintisi olduğunu anlayacak kadar çok yaşadım. Haydi, git işine; çocuklarımın da aklını karıştırma! 
      Küçük Balık: 
      - Yaşadığının yüz mislini yaşasan da yine aynı cahil ve aciz kurbağa olarak kalacaksın. 
      Kurbağa sinirlenip Küçük Kara Balığın üstüne atıldı. Balık savrularak dibe vurdu ve dipteki çamurları, kurtçukları birbirine karıştırdı. 


...

Yorumlar