True Grit


Yaşam bir savaş şeklinde ilerliyor. Altta kalanlar, ezilenler de var. Bu mücadeleden galip çıkanlar da. Yaşlar fark etmiyor. Zalimlerin gücü varken mazlumun da umudu var. Toplumun kendi içinde kurduğu bir dengeden bahsetmek mümkün. Firak ve yeisin boğuculuğunda uzaktan seçilen bir ziya bile insan yüreğinde kıpırtılara sebebiyet veriyor. Işıklar türlü türlü. Lakin bence bu yerküre de en önemli umut kaynaklarımızdan birisi içimizde yaşayan bilge ve ihtiyarlar. Onlar olmasa bu hayat döngüsü ve bilmecesinin karanlık girift sokaklarından çıkabilmemiz mümkün olamazdı.

Cohen Biraderler, daha önceki yapıtlarında vurguladıkları gibi son eserleri İz Peşinde’de ihtiyar ve bilgelerin peşine takılarak eski bir vahşi batı masalının içine sürüklüyorlar bizi. Bir kız çocuğunun babasının katilini bulma peşinde sürdürdüğü amansız mücadelesinde ona yardım eden hep ihtiyarlar. Bu ihtiyarlar kafamızda kurguladığımız bilge, tonton ve aklı başında ihtiyarlardan biraz farklı. İçip içip küfrediyorlar bazen. Mahkemede olay çıkarıp arızaya bağlıyorlar arada ama şu var ki bu küçük kız babasının katili ile karşılaştığında ve sonrasında bu ihtiyar(lar)dan çok şey öğreniyor.

Daha önceki İhtiyarlara Yer Yok filminde de uçsuz bucaksız güney topraklarında kanunu temin etmeye çalışan ihtiyar şerif, yeni çağda ihtiyarlara yer kalmadığını hüzünlü bir şekilde anlatıyor ve kendi kendine yaşadığı ülkenin geleceğini sayıklıyordu.

İhtiyarlar hep içimizde olacak. Ve birgün bizlerde ihtiyarlayacağız ama bu dünya, onların bilgece ve tecrübelerden damıtılmış sözlerini, yaşamlarını ve davranışlarını hep hatırlayacak.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)