Doktor ve Bozkır


Doktor, uzun uzun bakıyor havaya. Elinde yarılanmış bir sigara.  Tütün sapsarı yapmış ellerini. Öksürdükçe, konuştukça, gözlerini diktikçe kokuyor.  Özleyip özlemediğini bilmiyor. Ne zaman traş olduğunu ise hatırlamıyor. Gecenin ilerleyen saatlerinde ellerini paltosunun cebine sokuyor. Avuçlarının donduğunu hissediyor. Gözlerini kapatıyor. Aklına bir şiir geliyor. Yanındaki şoföre fısıldar gibi okuyor şiiri. Hece hece gökyüzünde kayboluyor mısralar. Rüzgâr, yaprakları koloni halinde döküyor toprağa. Zanlı bir sigarada kendisine vermesini istiyor. Doktor, komisere bakıyor.  Komiser aşağı dereye doğru koşarcasına iniyor. Doktor sigara paketinin arkasına vurarak avucuna bir sigara bırakıyor. Sigarayı ağzına alıyor. Avuçlarını kapatarak kibriti yakmaya çalışıyor. üçüncü denemede bir fırt çekip zanlıya uzatıyor. Zanlı daha içmeden komiser fırçayı atıyor doktora. Bozkırda gündoğumu öncesi kızıla döner topraklar. Doktor gündoğumu öncesi gibi kalıyor. Zanlı cılız bir sesle “sağol” diyebiliyor. Bir “sağol nelere malolacak otopside göreceğiz sonra.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)