Karnım Acıkmıştı (Bölüm 2)


Hikayenin Başı (Bölüm 1)

O an durdum. Açıkçası korktum diyelim. Sürekli ekmek almak için uğradığım bu bakkal ilk kez bu kadar korkunç göründü gözüme.

Buzdolabının arkasına doğru hafifçe ilerledim. Kafamı kaldırıp dolabın üstüne baktığımda bakkalın oğlu Haşim’i gördüm. Haşim’e seslenince zaten yerde başını tutmaya çalışarak kalkmaya çalıştığından korktu. İki sandalyeyi birleştirip sobanın yanında uyuklarken aniden yere kapaklanmış.

‘Abi, korkuttun beni’ dedi.

‘korkmak iyidir’ dedim. ‘aklını başına getirir insanın’

‘Akıl mı var abi zaten ben de ‘ dedi.

Babasını sordum. Bu saatte genelde Haşim dükkânda durmazdı pek. 15-16 yaşlarında bir çocuk Haşim. Esmer kıvırcık saçlı. Okumamış, okula gitmemiş. Babası: ‘Bakkalda ara sıra durdurdum paranın tadını alınca okumadı’ derdi.

Orta sondan terk edince eğitimini babası bari meslek öğrensin diye aşağı cadde de bir lokantaya verdi bu Haşim’i. Lokanta dediğimizde işte on metre bir yer. İki masa var bir yerde kuru, pilav, kavurma, patlıcan kebap, camekânın önünde ise tavuk döner mütemadiyen dönüyor.

Bakkal, oğlu aşçı olur diye verdi Haşim’i. Haşim ise hep dalgın ve aklı havalarda halinden kurtulamadı. Fakat lokantada çalışmaya da devam etti.

Babasının mahalleden birkaç komşuyla define aramaya gittiklerini söyledi. Bakkal’ın bu karda kışta nasıl bir define aradığını merak ettim.

Haşim’e ekmeğin parasını uzattım. Al şunu karnım aç zaten deyince ‘Abi ben sana soba üstünde yarım sucuk pişiririm’ dedi. ‘Biraz laflarız’

Dolaptan bir kangal sucuk çıkarttı. Tezgâhın üzerinde kabuğunu soydu. İkiye böldü. Sobanın altından uzun ve kalın şişi aldı ve sucuğu taktı. Sonra sobanın kapağını kaldırdı. Sobanın ateşi iyice köz olmuştu. Şişi sobanın içine batırdı.

Beş dakikaya kalmadan sucuk hazırdı. Elimdeki ekmeğin içini açtı. Sobadan çıkan sucuğu ekmeğin içine çekti bıraktı. Abi dur ben sana bir de meyvalı soda açıyım deyince sadece ‘Eyvallah Haşim’ dedim.

O gece uzun bir süre Haşim’in lokanta maceralarını dinledim. Bunları da peyderpey anlatacağım.


Yorumlar

Buket dedi ki…
ne güzel bir yarenlik bu böyle :))

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)