Yalnızlar Kulübü'nden Kaybedenler Kulübü'ne


Neler düşünüyorum burada bir bilsen yalnız. Sabahın beşi çeyrek geçesinde kalktım kahvaltı hazırladım kendime. Pencereleri açtım. Kuşların pencereden süzülüverecek gibi ötüşlerini dinledim. Balkona çıktım. Üşüdüm. Üzerime hırka almadım ama. Böyle tatlı bir üşüme istedim işte. Isıtıcı kaynattı suyu. Sallama çay yaptım. Biraz peynir ve siyah zeytin koydum tepsiye. Pencereleri kapatıp perdeleri açtım. Başımı öne eğdim. Ayaklarımı izledim. Öylece dakikalarca ayaklarıma takıldı gözlerim. Çayımdan bir yudum aldım. Tekrar eğdim başımı. Ayak parmaklarıma bakarken yürüdüğüm patikaları, koştuğum yolları düşündüm. Öyle bir düşünme ki kaldırıp ellerimi ayağımı yere değmeden uçuyormuş gibi oldum. Bir bir oynatmaya çalıştım sonra parmaklarımı. Ama hiçbiri tek oynamadı. Ya hep ya hiç dediler. Ağzıma bir zeytin tanesi attım. Çekirdeğini çıkarıp koydum tepsiye. Sonra o lokmayı çiğnedim durdum. Tepsideki zeytin tanesi gibi yalnızdım. Yalnızlar kulübünün son üyesi.

Kaybedenler Kulübü ise bu yalnızlığın üstüne seyredildi ve yazılmayı beklemekte...

Yorumlar

beenmaya dedi ki…
fazla beklemesin, bekletmesin kelimelerin...okuyacağım çok şey var daha senin kaleminden...
kebeci dedi ki…
+++
bekliyoruz :)
handan dedi ki…
filmi sinemada izledim kaybedenler kulubunu ve pek estetik bulmadım çekimleri :( belki bir cümle beğenmiştim ama onu da hatırlamıyorum demek ki o kadar da etkilenmemişim:)
ama bu yazı iyi olmuş... yalnızlık besleyici bir süreç...dozunda olursa:)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)