Kahırlı Genç ve Hudayinabit

Kimse özlemeyecek gidersem o avanak
O yağırdan yağmurdan ardan kalan yüzünü
Dönersen taze kekik ve yaşaran üzümler
Ve bir kalbi dağlanmış bir ismin olmayacak *
Süleyman Çobanoğlu’nun şiirleri “hastane önünde incir ağacı”, “kırmızı buğday” gibi halk türkülerini anımsatıyor. Kara sevdadan şehirde sanatoryumlara düşen incelikli yağız, kavruk gençler anlatılıyor şiirlerde.
Bir gün o genç köyünden yahut köyden farkı olmayan kasabasından dışarıya doğru çıkacak. Belki köyünde vardır bir sevdiği yahut şehre gelir gelmez sokakta gördüğü kapıcı kızına tutulacak. Sevda kahırı ile hayata tutunma kahırı birleşip ciğerlerini kemirecek te kemirecek.
Köşebaşlarında bir çift göz için bekleyecek. Akşamları kandil ışıkları altında dualar edecek. Elini cebine atacak birkaç bozuklukla anasına göndereceği bir tutam para avuçlarına gelecek.
Bol bol terleyecek. Gözleri uzaklara dalıp gidecek. Sadece yaşamak isteyecek…
Bir gün o genç köyünden yahut köyden farkı olmayan kasabasından dışarıya doğru çıkacak. Belki köyünde vardır bir sevdiği yahut şehre gelir gelmez sokakta gördüğü kapıcı kızına tutulacak. Sevda kahırı ile hayata tutunma kahırı birleşip ciğerlerini kemirecek te kemirecek.
Köşebaşlarında bir çift göz için bekleyecek. Akşamları kandil ışıkları altında dualar edecek. Elini cebine atacak birkaç bozuklukla anasına göndereceği bir tutam para avuçlarına gelecek.
Bol bol terleyecek. Gözleri uzaklara dalıp gidecek. Sadece yaşamak isteyecek…
*Gitme isimli şiirden…
Yorumlar