İki Dil Bir Bavul'a Giriş...

Bir minibüsün üzerinde bir bavul. Hani şu tekerlekli olup önden çekilenlerden. Yoksunluğun ve ıssızlığın uçsuz bucaklığında ilerleyen bir minibüs. İçinde de sessizlik hâkim bu minibüsün. Sonra bu minibüs uzaklarda görmesek te duymasak ta bizim olan o köyün okulunun önünde duracak ve 20li yaşlarının başında bir genç minibüsten ürkek adımlarla inecek.
Eline Milli Eğitim’den tutuşturulmuş olan bir avuç anahtarla okulun yan yana olan lojmanının kapısını açmayı deneyecek. Döküntü bir lojmana bakış ve sonrasında okulun kapısına iliştirilmiş asma kilidi tıkırtılı bir sesle açış sonrasında birkaç gün uzun uzun bekleyiş saatleri. Ve anne kucağından atıldığı gurbet hayatında ilk yine annesini arıyor.
Ve sonrasında sanki hiç kimsenin yaşamadığı veya bizim öyle zannettiğimiz bir köy. Üç beş ev kırsalın bir ucundan diğer ucuna savrulmuş. Evlerin kapılarında demir kilitler ağızlardaki gibi…
Öğretmen şimdilik umutlu yeni bir başlangıç için.
Ya çocuklar?...
Yorumlar
Her iki tarafta buzdan dağ gibiydi film sonuna dek.Bir çocukların hali iç ısıtıcıydı,çocuğun sonunda kitabı yarım yamalak okur hale gelmesi ise kendim okumaya geçmiş gibi sevindim.Hakkari'de Bir Mevsim adlı filmi merak ediyorum bu filmin ardından.Kitabını okudum ama pek hatırlayamıyorum,o dönem öğretmen ve halkın tutumları nasıldı acaba?Her iki taraf da katılaştı mı yoksa iyiye mi gidiyor bilmem.