Evlerimiz Poyraza Bakar


Sıradan hayatların tekdüzeliği gerçekten dehşet verici diye Fernando Pessoa’nın bir cümlesiyle selamlıyor okuru Ethem Baran önce. Sıradan hayatların kendi içinde yaşadığı derin kırılmalar, ruhunda kopan fırtınaların devirdiği koskoca filikalar, beyninde çakan şimşekler hiç te öyle sanıldığı gibi değildir. Sessizlik çok tehlikelidir yaşamda. Bir yerlerde bir çalışma, bir hırıltı, bir köpek havlaması mutlaka gelmelidir.

Bitirim gençlerin kasabanın kızlarını çeken fotoğrafçıya olan çekememezliğini anlatır önce yazar. Eski türk filmlerinde ki esas kızları gibi çekilen o fotoğrafların oluşturduğu homurtular. Kırılan cam çerçeve. Sonra yazar bir şaşırtmaca yapar anlatan, hikâyenin kahramanları kaybolur, fotoğrafçı kasabayı terk eder. Öykü biter. Ağızda okuyucuya bırakılan daha uzun bir masal kalır.

Başka bir hikayede şimdi hacı unvanıyla taltif edilmiş murat 124 arabanın çocuklukta oluşturduğu hislerden bir oyuncak olur öykü. Bir çınaraltı kahvesinde bekler ‘murat’ çocuğu. Bir çay gelir sonra bir daha. Baba kaybolur kale diplerine. Sonra çıkagelir. Çocuk büyür yine çöker o çınaraltına. Babasını bekler yıllar sonra yine.

Ve mahir bir usta vardır. Sanayide çırakların sohbet halkasına girmeye çalıştıkları o Mahir usta. Neler anlatır neler. Her sözün ardından söyleyeceği bir sürü şey vardır. Mahir ve ariftir kendisi. Her sözü veciz, her sözü ‘cuk’ oturur. Ah! Bir de evlenebilse...

Ethem Baran, sıradan insanları anlatır bundan başka bir sürü öyküsünde daha. Taşra akşamlarında sinen huzuru ve yılgınlığı da…

Yorumlar

"Sessizlik çok tehlikelidir yaşamda. Bir yerlerde bir çalışma, bir hırıltı, bir köpek havlaması mutlaka gelmelidir."
kesinlikle ...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)