Hayat Var ve Gündem

Taciz ve tecavüz haberleriyle bu kadar kirlenmiş bir gündemin içerisinde ne söylesek bazen boş oluyor. Böyle zamanlara denk düşen filmler vardır ya. Eliniz onun üzerine gider ve seyretmek istersiniz. O iç karartıcı zamanlar için yol gösterici ve içinizdekini en iyi ifade eden filmdir.
Reha Erdem’in sondan bir önceki filminden bahsediyorum.
Hayat Var!
Hayatımızın içinde yaşayan yüz binlerce çocuktan biri o. Annesiyle babası ayrılmış, hasta dedesi ve kendine sorumlu babasıyla yaşamak için bir hayata tutunmaya gayret ediyor. Hayat, hayatta ne olmak istiyor. Ne için bir yaşam kurmak istiyor ve hayatın anlamından anladığı ne gibi sorular var. Tüm bunları hiçbir zaman tam olarak anlayamıyoruz. Komşunun yaramaz piçleri, köşe başındaki bakkal ve mahallemizdeki bir sürü insan onun yalnızlığını ve biçareliğini istismar ediyor.
Yetişkinlerin gözünde hiçbir kötülük derecesinin içine giremeyecek insanlar bu istismar başkaları tarafından bilinmediği müddetçe huzurla yaşamaya devam ediyorlar.
Ahmet Turan Alkan’ın da geçenlerde yazdığı gibi 'ahlak başkalarına gösterilmesi gereken bir erdem' olarak kalıyor.
“Onlar için erdem, başkalarına “gösterilmesi” gereken bir davranış maketidir; kendileriyle başbaşa kaldıklarında o erdem, davranışlarını denetlemez, başıboş bırakır. Ahlâk, onların başkalarından bekledikleri güzel davranışlardır; kendilerinin başkalarına göstermesi gereken değerler silsilesi değil. Bir insanın kendi içinde birbiriyle çelişen iki kimlik ve karakterle gündelik hayata nasıl devam edebildiği esrarengiz bir meseledir ve insan tabiatının sırlarından birini teşkil etse gerektir.”
Bu filmle ilgili daha yazacak çok şey var ama filmin yakıcılığının ve yüzleşmeciliğinin sonrasında kaleme sarılmaken iyisi...
Reha Erdem’in sondan bir önceki filminden bahsediyorum.
Hayat Var!
Hayatımızın içinde yaşayan yüz binlerce çocuktan biri o. Annesiyle babası ayrılmış, hasta dedesi ve kendine sorumlu babasıyla yaşamak için bir hayata tutunmaya gayret ediyor. Hayat, hayatta ne olmak istiyor. Ne için bir yaşam kurmak istiyor ve hayatın anlamından anladığı ne gibi sorular var. Tüm bunları hiçbir zaman tam olarak anlayamıyoruz. Komşunun yaramaz piçleri, köşe başındaki bakkal ve mahallemizdeki bir sürü insan onun yalnızlığını ve biçareliğini istismar ediyor.
Yetişkinlerin gözünde hiçbir kötülük derecesinin içine giremeyecek insanlar bu istismar başkaları tarafından bilinmediği müddetçe huzurla yaşamaya devam ediyorlar.
Ahmet Turan Alkan’ın da geçenlerde yazdığı gibi 'ahlak başkalarına gösterilmesi gereken bir erdem' olarak kalıyor.
“Onlar için erdem, başkalarına “gösterilmesi” gereken bir davranış maketidir; kendileriyle başbaşa kaldıklarında o erdem, davranışlarını denetlemez, başıboş bırakır. Ahlâk, onların başkalarından bekledikleri güzel davranışlardır; kendilerinin başkalarına göstermesi gereken değerler silsilesi değil. Bir insanın kendi içinde birbiriyle çelişen iki kimlik ve karakterle gündelik hayata nasıl devam edebildiği esrarengiz bir meseledir ve insan tabiatının sırlarından birini teşkil etse gerektir.”
Bu filmle ilgili daha yazacak çok şey var ama filmin yakıcılığının ve yüzleşmeciliğinin sonrasında kaleme sarılmaken iyisi...
Yorumlar