Güneşin Oğlu


Onur Ünlü’nün ikinci uzun metrajlı filmini seyretmeyeli uzun zaman olmuş. Pazar akşamı kanalları karıştırırken televizyonda karşıma çıkınca şaşırdım. Filmin ilk başlarında nereye gideceği belli olmayan bir konu sonlara doğru izleyicinin zihnini iyice kendine çekiyordu. Ellilerde güneş tutulması esnasında doğan birkaç insanın yeni güneş tutulmasında ruh salınımları ile ilgili hoş bir film Güneşin Oğlu. Ben filmde en çok izbe bir otoparkın üzerine çıkıp ta İstanbul’a karşı şiir gürleyen Haluk Bilginer’i sevmiştim.

aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.

iyi nişan alırdı kendini asan zenci,
bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
-çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen



Onur Ünlü sinemada kendine has duruşunu bozmadan usul usul ilerliyor. Son zamanlarda bir de Acı Aşk isimli filmin senaryosu da onun elinden çıkma. Özellikle ikili diyaloglarda vardığı kara mizah unsuru bence komedi filmi çekerek insanları güldürmek isteyen komedyan filmlerinden bir gömlek daha üstün.


Güneşin Oğlu’nda bu durum daha da iyi bir şekilde açığa çıkıyor. Tıkanan komedi ve espri anlayışımıza Onur Ünlü’nün komedi anlayışı ilaç gibi gelebilir. (Ata Demirer’in Eyyvah Eyvah’ı da komedi de yeni bir damar açması bakımından önemli bulmaktayım.)

Yorumlar

CER dedi ki…
en güzel kısmı istanbula haykıra haykıra "çok canım sıkılıyor" kısmıydı

http://www.youtube.com/watch?v=_MnufszahY0
mavi_61 dedi ki…
ilginç bir filmdi
henüz bitirme fırsatı bulamadım ama
hoş bulduğumu hatırlıyorum

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)