Çay Bahçesinde Eşkıya - 1


Hava kararmak üzereydi. Dört kişiydik hatırladığım, belki de beş. Beşinci kişi konusunda neden şüpheliyim bilemiyorum. Sevmediğim biri miydi? Yoksa o sıralar da takıştığım biri mi? Hafızam tamamen durmuş.

Havanın hafiften serin olduğunu iyi hatırlıyorum ama. Üzerimde lacivert bir mont olduğunu da. Kalabalık hızlı adımlarla kentin meydanını boşaltmakta ve bu bizi acayip bir şekilde meraklandırmakta. Soruyoruz, meydanın kuzey köşesindeki büfeye. ‘ne o bilmiyor musunuz’ suratıyla cevaplıyor. Akşama film var ya ondan diyor. Film deyince heyecanlanıyorum. Beynim ışık hızıyla bir sürü filmi tahmin ediyor(hafızam zayıf değilmiş). Taxi Driver olmasa keşke diyorum onu şimdi böyle bir anda seyredemem. Yanımdaki arkadaşlardan biri ne diyorsun diye soruyor. Bir şey yok diyip geçiştiriyorum.

Müşteriye bir paket sigarasını uzatıp parasını alan büfeci ‘Eşkıya’ diyor. Hani şu Şener Şen’in oynadığı film var ya. Beynimin içinden geçen filmler arasında bu var mıydı diye tekrar beynimi arattırıyorum.

Yokmuş!

Film ilk vizyona çıktığında bir köprü altı çarşısında soundtrack ini aldığım an aklıma düşüyor. Filmin hangi saatte ve hangi kanalda yayınlanacağını öğreniyor arkadaşlar ama benim aklım hala o köprü altındaki çarşıda. Eşkıya’nın müzikleri var mı diyorum. Adam profili kontrplak camlı vitrinden bir tane var sadece alabilirsin diyerek bana uzatıyor. İçeride iki kişiler. Vitrinin arkasındaki dar alanda taburelerine oturmuşlar sigaranın yanında çayı yaren ediyorlar. Ben parayı çıkartırken yanındaki arkadaşı sandığım adama dönüp yarın bizde gidelim mi güzel film diyorlar diye soruyor. Olur diyor yanındaki(arkadaşı mı, ortağı mı bilemiyorum)

Çarşının içinde havayı boğan bir sıkıntı var. Nefes alamayacak kadar bunluk veriyor bana. Şimdi koşar adım eve gitmeliyim ve dinlemeliyim bu müzikleri diye geçiyor içimden.

Eve gitmeliyim ve hemen dinlemeliyim

Ama karnım çok aç!

Evde bir şeyler yersin acele et…

Daha çok yolum var...

Yorumlar