A.Esra Yalazan'ın Bal Hakkındaki Yazısı...


A.Esra Yalazan, önemsediğim ve her hafta yazdıklarını okumaya çalıştığım bir yazar. Edebiyatın o sükûn veren ikliminde akan bir ırmağın kenarında yazdığı yazılarla okuruna huzur veren bir yazar o. Bal film hakkında yazdığı yazı, son zamanlarda okuduğum en iyi sinema yazısıydı. Bir filmin içine işleyen ruhu ince ince ortaya çıkaran yazıdan bazı bölümleri aşağıya aldım.


Çok az konuşulan bir filmde, korkunun, endişenin, kıskançlığın, umutsuzluğun, sevmenin, çaresizliğin, heyecanın, hayal etmenin, inanmanın, vazgeçmenin, kabullenmenin, beklemenin, yorulmanın, ümidin, şefkatin, mahremiyetin, acı çekmenin, mutluluğun ve daha pek çok duygunun yansımasını kendinize tuttuğunuz aynada görüyorsunuz. Kimileri bu dingin anlatımı sinema sanatıyla ilgili bir tercih olarak yorumlayabilir, kısmen öyledir ama bana göre bu yüzyılda benzerine kolay rastlanamayacak müthiş bir cesaret gösterisi Bal. Dünyanın çürümesinden hiç etkilenmeyen, zamanın altın tozuyla harelenmiş büyülü bir masal...



Hiçbir şey bilmiyordu, ormanların uğultusuyla, bir kova suyun aynasında parlayan gümüşsü mehtapla, sevdiği kızın saçından düşen saten bir kurdelayla, ışık saçan bal petekleriyle, babasının kimselere anlatma dediği ürkütücü rüyalarla hayallerini çoğaltıyordu.



İçindeyken pek önemsemediğimiz ama bir gün ansızın, kısacık şimşek çakımları gibi zihnimizi aydınlatan müphem hatıralarımız vardır. Hayatta o en çok istediğimizin küçücük bir işaretle bize hissettirenin ne olduğunu bazen yıllar sonra çok farklı hadiselerin etkisiyle kavrarız. Semih, gelecekte şiir yazacak olan çocuğun ilk ‘uyanışını’ zarif bir sahneyle gösteriyor. Dalgın bakışlarıyla dünyayı izleyen Yusuf, boş sınıfın kapısını açtığında o kızı görüyor. Büyülenmiş gibi bakıyor ona, kız şiiri kendisi gibi kekeleyerek okuyor çünkü. Mavi yaz akşamlarından bahseden ılık bir şiir...


Yorumlar

dışında dedi ki…
hayatımda seyrettiğim en anlamlı film...bu filmi izleyince insanın yaşama karşı sabrı biraz daha artıyor.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)