Uzak İhtimal’de Veda Sahnesine Dair



Ne güzel değil mi?

Sevdiğinle çıkılan kısa ama upuzun yolculuk.

Sayfiye yerine doğru arka koltuktan uzatılan kaçamak bakışlar.

Hep onunda sana karşı bir şeyler beslediğine dair hisler, içlenmeler ve düşünceler.

Bir gün belki…

Aşk sürpriz bir kutudur bazen.

Çıkagelir…

Kurulur alnının tam orta yerine, bağdaş kurup oturur…

Unutturur sorumlulukları da…

Sıcak ve terli bir akşamüzeridir sevgili…

Platonik sevgili…

Sigara gibi mi? Bilinmez ki…

Baş ağrısı yapan dayanılmaz bir sıcak sonrası gölge arandığında ağızdan çıkıverecek gibidir…

Seni sevebilsem…

Sevsem ve sevilsem…

Sonra yağmur başlar Şile’de.

Şile bir anlık kaçamaktır…

Kaçıp kurtulursun işte…

Bakarsın onun tel tel ince saçlarına uzun uzun

Ya da bakamazsın ne bileyim ben…

Tekrar uzun ve karanlık izbeye dönüşte gelmek istersin sayfiyeye…


‘Ah’ bir defa daha gelebilsek keşke…

Gelsek olmaz mı yine?

‘Olmaz der’ bakışlarını düşürür uzattığın kaçamaklardan…

Uzun bir yol görünür…

Kahve falı değil ki bu sigara ile beraber yarenlik eden…

Yüz düşer…

Can düşer…

Şile düşer…

Şile İstanbul gibidir artık…

Halılar gibi temizlense yüreğinde…

Bir süpürgelik hamle yetse…

Sadece tek bir hamle…

Pat diye çıkıverir ayrılık…

Pat diye söylenir

Hoyratça işte…

En güzel veda sahnesidir…

Elini yarım kaldırırsın…

Güle güle dersin…

İstanbul sıcaktır ve nemli…

Tren kalktı nasıl olsa…

Sonra kimse de yoksa yanında…

İçli içli ağlarsın…

Biz göremeyiz ama…

Yorumlar

çok hoş ifade etmişsiniz oyuncu da çok iyi oynamıştı o adamı ama içinde yaşayıp kelimeye dökemeyen pısırık erkekler kadınlara acı veriyor izlenimim aşkı acıya eşitliyorlar
ankara film festivalinde de çok güzel filmler var bu hafta zaten siz daha iyi biliyorsunuzdur

bu akşam saat 10 da cnbce süt filmi haftaya çarşamba üç maymun var hatırlatayım istedim
CER dedi ki…
Aşk bazen böyle güzel.