Recep İvedik ve Serinin Devamına Dair...



Hoşlananı ve hoşlanmayanı bol olan Recep İvedik 3 ilk üç gün açılış rekoru ile serinin devam edeceğini de bizlere müjdelemiş oldu. Ülkemizde kutuplaşmanın en önemli unsurlarından biri olarak birkaç on yıl sonra araştırmacılar için önemli malzemeler çıkaracak bu filmin bu kadar ilgi görmesini kimse halen çözemiyor. Geçen yıl vizyona giren serinin ikinci filminin ekonomik krize rağmen ilkini geçmesi de muammanın büyüdüğünü gözlerimizin önüne sermişti.

Bugün bir eleştirmenin yazısını okurken sessiz sinemadan başlayarak Turist Ömer ve İnek Şaban efsanelerine değin uzanan komedi karakterlerine değinilerek Recep İvedik (Rİ) karakterinin pespayeliği ve bayağılığından söz edilmişti. Bu konuda bende aynı kanıdayım ama hala rekor kırmaya devam eden bu serinin halktan ilgi görme nedenleri üzerine kapsamlı bir çalışma da ortaya konulmadı.

Bir TV skecinden ilham alınarak sinemaya taşınmış bir karakter Rİ. Evinde televizyon seyrederek vaktini tüketen bir anti kahramanı yapılabilecek kolaycı bir yaklaşımla Antalya yollarına düşürüyorlardı senaristler. Zaten bizim komedi filmlerimizin en kolaycı yaklaşımı da bu değil midir? Taşra da insanlar nasıl güler veya varoşlarda. Böyle bir sorunsal yoktur. Rİ karakterinde olduğu gibi gariban halk adamı bir şekilde ya zenginlerin arasına düşer ya da sahil kenarında turistlerle ‘beleş’e tatil yapar. Sakarlık ve müstehcenliğin tavan yaptığı esprilerle filmin sonu getirilir.

Rİ’de tam bu tarz filmlerin iş yaptığı zamanlarda TV karakterini beyaz perdeye taşısak nasıl durur kolaycılığından rekortmen oldu. Hatırlarsınız Şafak Sezer’in tek başına ortaya koyduğu az maliyetli komedi filmlerinde de böyle bir durum vardı. Tek adam üzerine kurulu böyle bir sinema en azından 500 bin seyirciyi de garantiliyordu. Fakat Rİ’de ters bir durum ortaya çıktı. Başta planlanan seyirci rakamları haftalar geçtikçe rekor seyirciye ulaştı. Belki Şahan Gökbakar’ın TV’de oluşturduğu tiplemeleri popülaritesine göre beyaz perdeye taşıma fikri de ertelendi. Nasıl olsa ortada rekorları alt üst eden ve fenomen haline gelen bir karakter varken diğerleri biraz daha bekleyebilirdi.

Seyirci açısından bakarsak belki ilk defa bu kadar karton, kaba saba ve işe yaramaz bir karaktere bu kadar sarılmasının esas sebebi, kendi gerçek yaşamında yaşam koşullarının yakıcılığı ve acımasızlığına karşı bir ferahlama penceresi açabilmesidir. Rİ, kompradorlara cevabını en ‘kendine yakışan’ bir şekilde verir. Yıllardan beri ‘cepten yiyen’ reklam sektöründe benim gibi ‘eğitimsiz’ biri bile daha iyi işler yapar mesajını ortaya çıkarır. Küçük bir arabası vardır ve bu ona yeter. Kimseye eyvallahı yoktur ama sevdiği kız olunca ricadan kaçınmaz. 300+Akbil+Yemek onun için yeterlidir. Böyle bir karakterde muallâkta kalakalmış seyirci için rahatlama ve mutlu olma aracıdır.

Serinin 4. filmi büyük ihtimalle seneye yine arz-ı endam edecek. Rİ, bu sefer tahminlerimde yanılmazsam gurbete çıkıp Avrupalı vatandaşlarımızla kucaklaşacak ve oradan AB ile ilgili önemli mesajlarda geçecek. Büyük bir hayal kırıklığı yaşadığımız AB ile ilişkilerde Rİ kendince çözümler geliştirerek morali yükseltecek.

Bekleyip görelim…

Yorumlar

Adsız dedi ki…
Vaktinde Cem Yılmaz güldürürken düşündürmeyi bayağı tiye alıyordu stand-uplarında.E onunda tahtını da zaten alsa alsa İvedik alırdı.Ne demişler öyle başa böyle tarak..

Cem Yılmaz'ın yerinde olsam sinirden öfke nöbetleri geçirdim.Sen o kadar kas kas bir filmin bile İvedikle seyirci olarak kapışamasın.:)
Adsız dedi ki…
Cem Yilmaz'in yaptigi filmlerle, recep ivedik serilerini karsilastirmak bile cem yilmaz'a buyuk ayiptir.

Bir filmin az izlenmesi o filmi kotu yapmadigi gibi, cok izlenmesi de o filmi iyi yapmaz.

Ha, ne olur; sahan kardesimiz paralari cebine atmaya devam eder. En buyuk sorun da bu zaten. Isi ticarete doktu kendisi, herhangi bir emek unsuru goremiyorum bu adamin filmlerinde. cehalete ovgu zirvasindan da sikildim.

Skeclerine devam etsin ya da duzgun bir film ceksin sahan gokbakar. Ucuz filmler pesinde kosup tekduzelige girmesin.

Saygilar.
gasilhane dedi ki…
Gayet tatlı su balığı ilkokul dahil eğitim hayatı kolejde geçen ve en kaymağından Bilkent'li Şahan'ın, varoşlardaki cesuryüreklere sinema bileti parası ödetebilmesi de bir tür başarı değil midir?
Napalım, eldeki mal bu, halk bu.
Diyelim çok şahane bir film var, herkeslerin feysbuk profilinde belirtilmiş bir elmas gibi. Ama bu film indirilip evde izlenmiyor mu tarafımızdan? Ben 12-18 arası değerli liramı en son hangi filme verdim hatırlamıyorum. Starwars'tu herhalde sene 2005-6 falan.
Evet kişisel yorum, ancak Şahan fakirlere de bilet satıyorsa o düzeyde bir heyecan yaratmıştır.
Eşeği izle,hakkını yeme
Adsız dedi ki…
Sevgili adsız2 ben adsız1.Elbette bir filmin seyircisi ile kalitesinin doğru orantılı olduğunu iddia etmek gibi niyetim yok.Ancak tam olarak burada durup Cem Yılmaz'ı neden olaya olaya dahil ettiğimi söyleyeyim.Bu akımın öncüsü aslında Cem Yılmaz'dır da ondan.Eğer stand-uplarını bir daha seyrederseniz şunu çok açıklıkla görürsünüz.Ben tonla para kazandım,kazanıyorum doğal olarak en iyi mizahı ben yapıyorum fikri vardır.Yani döneminin İvediğidir.Eee doğal olarak kötüye evrilen bir ortamda boynuz kulağı geçecektir.Alem buysa kral İvediktir.Anlatmak istediğim budur.
Saygılar.
Gasilhane o 'başarıyı' arabeskçiler yıllardır yapıyor.Yeni bir keşif değil kanımca.
gasilhane dedi ki…
Sevgili adsız1 ben şunu anlatmak istiyorum sana.
Arabesk bir ifadenin ingilizce çevirisi, pop-art, flashgetteki yüzlerce çok derin üçlemeler, 8 dakikalık diye sanat filmi sayılan sıçırıklarla dolu bir dünyada yaşıyoruz..
Doğru diyosun,eski bir tespit ucuzlukla para kazanmayı da övemeyiz.
Ama alttan bakmak iyidir.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)