Muhallebicide...



Hatırımda kalmamış. En son ne zaman görmüştüm onu. Yine aynı muhallebicide birilerine ‘fırında sütlaç’, ‘kazandibi’ yahut ‘tavukgöğsü’ ısmarlıyordu. Saçlarında bu zamanki kadar beyazlık yoktu. Sakalları vardı ama.

Bir eliyle masaya benimde oturmamı işaret etti. Güldü, gülünce muhallebi dükkânı da bütün müşterilere gülüverdi. Yanındaki sandalyeyi boşalttı. Oturur oturmaz bir elini omzuma attı ve halimi hatrımı sordu.

Ne güzel günlerdi o.

80 öncesi sıcak mı sıcak bir ağustos ikindisiydi. Ceketinin iç cebinden sık sık işlemeli mendilini çıkarır alnına biriken terleri silerdi.

Tatlılarını yiyenler bir bir kalktı.

Uzun bir yola çıkıyorum ben haberin olasın’ dedi.

Hayırdır dedim

Hayır, hayır...’ dedi ve her zamanki gibi gülümsedi.

İki yanağımdan da öptü.

Hesabı ödedi ve bir serap gibi muhallebici dükkânının önünden kayboldu…

Yorumlar

resimdeki sahnenin yer aldığı film yorumlarınızı merak ediyorum:))

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)