Monoton...

Uzun zamandır yazamamak insanı daha da korkutuyor. Korkuyorsunuz. Bir daha ne yazabilirim ki?
Hergün onlarca film vizyona çıkıyor. Hergün bir film bile seyretseniz zamanın akışına yetişebilmek imkânsız gibi. Netten yeni çıkmış dvd leri inceliyorsunuz. Hiç adını duymadığınız yönetmenlerin, hiç adını duymadığınız oyuncularla çektiği dünyanın bir ucundan filmler gözlerinizin önüne geliyor. Bazen aldığınız bir film beklenmedik bir şekilde iyi çıkıyor. Bazen de filmin bitmesini beklemeden eliniz açma/kapama düğmesine gidiyor.

Hayatın sürekliliği içerisinde yeni bir şeyler yapabilmekte devamlı güncelleniyor. İlgi alanlarınız değişiyor. Bir filmin içerisinden farklı bir alanı merak ediyorsunuz. O alanı deştikçe yepyeni hazinelerle karşılaşabilmeniz mümkün. O yepyeni hazineler eldeki sandığın içindekileri ihmal ettiriyor.

Bakalım monotonluk daha ne kadar sürecek…

Yorumlar

Umur Emre Batı dedi ki…
Galiba, en derin tutkuların, en büyük zevklerin bile hayatın rutini içinde erimelerine neden olan tek bir soru var: "Bütün bunlar ne için?"
beenmaya dedi ki…
oluyor bazen bir nevi mola almak gibi diyorum ben bu tarz duraklamalara...

biz buralardayız orada olduğunu ve yazacağını bilerek :))

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)