Bal ve Merak...


Yusuf'un çocukluğunu ne çok merak ediyorum.

Uzakta bir yerde orta yerinden çatlamış bir adam vardı ya hani. Köpeğin kollarında ağlayarak zifiri karanlıkta oturan o adam.

Yedi uyuyanların köpeği gibi hakikati bulup sadakatten kopmayan o köpek gibi bir köpek işte.

Hikâyenin ilk durağı.

Çelik bir bardakta şarap içen Yusuf, tutkudan, şehvetten ölmüş anasının kucağına kaçar. Kepenkler iner ve o duru evde açılır gözler.

Ayla aşk imiş.

Aşk ayla imiş.

Yumurta ne kadar sıcak öyle değil mi? Çocukta…

Şiir yazılan kadınlar vardır sonra bir de… ilk gençlik zamanlarında ‘ah’ çektiren kadınlar…

Şiir ne için yazılır bilirim Yusuf.

‘Varolmak’ için…

Sonra o şiirler yayınlanmak ister. Benliğini sarmıştır tanınmak arzusu.

Bardak bardak sarhoş olur Yusuf.

Katlanmak o zamanlardan kalma esasen…

Süte sarılır…

Süt sarıverir içini.

Akar gider boğazından.

Yılanı atar ben’inden…

Yusuf erkek olacaktır ve sevmek isteyecektir.

Bu çok sonraki tafsilat…

Merak edilmez mi şimdi.

Bal kovanının içindeki…

Peki ya babası…

Hiç ortalıkta görünmeyen ve ruhunu bırakan oğluna…

Yusuf balı sever önce, sonra sütü ve yumurtayı…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)