Hokkabaz (2006)

Hokkabaz filmi Cem Yılmaz’ın ilk önemli filmiydi desek yeridir. O zamana kadar oynadığı veya yaptığı işlerde komedi unsurlarının çok fazla ön plana çıkmasından belki de sıkılmış olan cmylmz, kendi senaryosu ile farklı bir çıkış arıyordu.

Cmylmz’ın filmi için sponsor veya yapımcı bulmak hiç zor olmadığından her türlü film türünü deneyebilecek sınırsız bir kredisi olduğu aşikar. Tarık Buğra, geçimini sağlayabilmek için gazetede yazdığını söyler ve Orhan Pamuk’a imrendiğinden söz eder ve tek dileğinin sadece roman ve öykü yazmak olduğunu anlatırdı. Keşke sadece roman ve öykü yazarak hayatını ikame ettirebilseydi.(bkz: Güneş Rengi Bir Yığın Yaprak-Tarık Buğra Biyografisi-Beşir Ayvazoğlu) cmylmz’ın durumu da buna benzer. Çeşitli yönetmenler farklı alanlarda (dizi film, reklam v.b.) işler yaparak sinema filmi çekmeye çalışsalar da cmylmz sadece sinema yaparak gayet güzel bir iş planını oturtmuş gözüküyor. Gerçi aralarda reklam filmlerinde oyunculuk yapıyor ama o da bu işin tuzu biberi olsun.

Tekrar Hokkabaz’a dönersek; pavyonlarda sihirbazlık yaparak geçimini sağlayan bir adam ve yardımcısının hikâyesiydi filmin konusu. Son işlerinde pavyonda çalışan konsomatrisi yaralayınca apar topar kovulan iki kafadar, kafayı tırtlatmış babaları ve onun karavanı ile Çanakkale’ye doğru yola düşerler. Aslında babasını orada bırakacaklar ve ondan sonra ilçi ilçe, köy köy dolaşarak hem para kazanacaklar hem de tebdil-i mekânın ferahlığını tadacaklardır.

İlk girdikleri kasaba/köy de başlarına gelen gelinin kaybolması hadisesi hem onların yaşamını bambaşka bir yönde etkileyecek hem de küçüklükten beri araları çokta iyi olmayan baba-oğulun aralarının düzelmesine yardımcı olacaktır.

Konu anlatmayı sevmiyorum. Filmi izleyenle basit bir öykü bulacaklar buna eminim. Ancak bu basit öykü içerisinde naiflik ve sıcaklıkta barındırmakta. Bir aşk öyküsü, baba-oğul öyküsü ve ölümüne arkadaşlığın öyküleri iç içe işlenmekte.

Bu filmle ilgili bir başka ayrıntı da başka ir yerde değinildi mi bilmiyorum ama Nuri Bilge Ceylan’ın Mayıs Sıkıntısı’ndan çokça etkilendiğini belli etmesidir. Yönetmen Muzaffer film çekimi için geldiği memleketi Çanakkale’de anne ve babasını Çanakkale Şehitleri anıtına götürür. Özellikle bu sahneler Hokkabaz filmi ile birebir örtüşmektedir. Mayıs Sıkıntısı pastoral masal gibi görüntülerle ilerlerken Hokkabaz’da kahramanlarımız anıta yakın bir yerde kamp kurarlar ve kendilerini o sıcak sarılığın ortasına bırakırlar. Seyirci kasılmaz ve yorulmaz. Üçkağıtçılık bile safça ve plansız gibidir. Filmin sonuna kadar tabii. Gerçi onda bile yine de insaniyet vardır.

Film ile ilgili tek handikap ise kaçan gelinin anlattığı öykülerin birebir canlandırma öykülerle ekrana gelmesidir. Belki de filmin en absürd yeri burasıdır. Cmylmz, diğer filmlerindeki seyirci kitlesinin zevkine de hitap etmek istemiş ve gelin kızın anlattıklarını birebir izleyiciye göstermiştir.

Filmin en beğendiğim diyaloğu ile bitirelim yazıyı:

-neden maradona?
-çünkü kendisi 10 numara bir arkadaş

Yorumlar