Yusuf'un Öyküsü-3 (Sonbahar)


Yoksunluğun ne olduğun bilen biridir Yusuf. Özgürlükten yoksun olduğu günler ve gecelerin bir anda bitmesi onda büyük bir mutluluğa sebebiyet vermez. Özgürlük yoksunluğundan kurtulmasının tek nedeni, sağlık yoksunluğunun içerisine düşmesidir.

Hapishanede bu gerçeği öğrendiğinde revirin odasında bir kuş görür Yusuf. Kuşu büyük bir dikkatle izler. Yüzünde hiç bir tepki oluşmaz. Kuşun uçma yetisini kullanıp özgürlüğe kanat çırpacağına hapishanenin duvarları arasında bir boşlukta dolaşması tuhafına gider.

Buğulu bir otobüs camının ardında kendi memleketini seyreder. Kafasında bin bir düşünce ile. On yol evvel bırakıp gittiği ve bir daha dönemediği memleketi. Memleket aslında biraz annedir. Anne olmasa memleket neye yarar ki…

Yusuf, köyünün bağlı bulunduğu ilçem merkezinde otobüsten iner ve köyüne gidecek vasıtayı beklemeye koyulur. Göğün yarılması gibi bir hadise olur. Bardaktan boşanırcasına bir yağmur esir alır onu. Belki de yağmur yağacak, annesine gideceği yollar temizlenecek ve arınacaktır.

Yusuf, bir çanta ve gazete kâğıtlarına sarılmış bir nesne ile koşar adım köy minibüsüne biner. Onu yıllar sonra görenler için anormaldir Yusuf. Kendi köyüne dönülen sapakta minibüsten iner ve geri kalan yolu yürüyerek alır.

Yağmur dinmiştir. Çocukluğunun, ilk gençliğinin geçtiği bu topraklar, bu ağaçlar, bu patika yol ve bu köprü hala yerli yerindedir.



Köyün en üstünde annesinin evi görünür. Önünde uyuz bir köpeğin uyukladığı eski ve ıssız köy evinden içeriye süzülüverir.

Ürkmektedir Yusuf. Belki de duymak istemediği gerçeği duymak hastalıktan da beterdir. Annesini görememe ihtimali ya da.

Kapıyı usulca açar. Odadan içeriye girer annesine annesinin dilinde seslenir. Anne döner ve on yıldır gör(e)mediği yavrusuna büyük bir hasret ve özlemle sarılır. Odanın ortasında kuzine soba ve üzerinde güğüm ile çaydanlık.

Anne yüreğidir dayanamaz. Ağzına bir yudum çay dahi almamıştır oğlu mahpus damına düşeli. Yakub’un Yusuf’u kaybetmesi sonrası gözlerini kaybetmesi gibi, o da gönül gözlerini kaybetmiştir.

Yusuf, son demlerini atık anne ocağında geçirecek ancak eski kötü ve acı hatıralar onun yakasını bir türlü bırakmayacaktır. Yattığı odanın duvarları üzerine üzerine geldiğinde, battaniyesini alıp kendini bütün köyün kucağına bırakacaktır.

Sonbahar kışın habercisidir. Yusuf kışa yaklaşırken bir baharla karşılaşacak ve karşılaştığı onun sonbaharını fark edemeyecektir.

Dalgalar, sonbaharı hissettirircesine rıhtımın beton direklerin dövecek. Yusuf, sık sık bu rıhtımda hayatının defterinden sayfaları tek tek denize bırakacaktır.

Yusuf, bir gün ölecek ve ölürken en çok sahip olduğu şeyi, umudunu, köyünün göğünün altında matematik öğrettiği çocuğa bırakacaktır.

Yorumlar