Taşrada Bir Gencin ÖSS Sıkıntısı



Camın ardında bir genç.
Belli ki kaygılı.
Bir şey mi beklemekte?
Sonra dışarı çıkıyor.
Elinde bir sigara.
Derin derin çekiyor.
Gözleri caddenin karşı tarafında birilerini arıyor sanki…
Sonra sigarasından bir nefes daha…
Koşuyor yolun diğer tarafına.
Postacıyı görüyor.
Soruyor
Var mı bana bir şeyler?
Postacı eline bir zarf tutuşturuyor.
Elinde zarfla kahvenin dışına konulmuş masaya oturuyor.
Bir çay söylüyor.
Sonucu biliyor gibi ama
Yine de işte…
Neticeyi kahvecinin bile görmesini istemiyor.
-Sen bir çay yap getir açarım ben de o arada-
Zarfı açıyor.
Sonra gözleri dalıyor.
Kasabanın gürültüsü bir uğultu sanki.
Duyuyor ama anlamıyor.
Bir motosiklet geçiyor yorucu sesiyle.
Sonra iki teyzenin lak lakı.
Yine bir motor daha…
Gencin bu kasabadan çıkamayacağı kesinleşiyor…
Hayat onun kaderini burada mı çizmiş?
Korkuyor…

Yorumlar

s3m dedi ki…
çoğu genç için öss iyi bir üniversite kazanmaktan daha fazla önem taşır. çünkü bulunduğu yerden kurtuluş için tek yoldur. çok güzel anlatmışsınız sizde bu piskolojiyi.. yüreğinize sağlık...

gerçi üniversiteye geldikten sonrada geri o huzurlu kasabaya dönmek için çabalar ya neyse :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)