Fatih Altınöz-Zeki Ökten Sineması



Fatih Altınöz ve Zeki Ökten birlikteliğinin ilk filmiydi Güle Güle. Uzun yıllar boyunca Matbuat dergisinde takip ettiğin ve ilgiyle okuduğum kitap tanıtım yazılarını kaleme alan aynı zamanda Psikiyatrist olan Altınöz bu ilk senaryosuyla birçok insanı ağlatmıştı.

Anlatılan hikaye küçük bir adada yaşayan yaşlı insanların basit ama iç burkan hikayesiydi. Sonuçta yaşlansalar da, elden etekten çekilseler de bir şekilde umutlarını koruyup zor zamanlarda arkadaşları için her türlü fedakârlığı yapabiliyorlardı.

Uzun yıllar boyunca çok az süre gördüğü ama büyük bir aşkla bağlı kaldığı Kübali aşkına kavuşmanın hayaliyle yanıp tutuşan arkadaşlarını gönderebilmek için anlayışlarına terste olsa banka bile soymayı göze alabiliyorlardı.
Altınöz ve Ökten birlikteliği tam üç film çıkardı ancak hiçbiri beni Güle Güle kadar etkilememiştir.

Gülüm'de karı-koca arasında yaşanan sorunların onların anne ve babalarının üzerinde de olumsuz sonuçlar doğurduğu anlatılıyordu. Özellikle geleneksel anlayışa sahip anne-baba ile modernizmin derinden yaraladığı günümüz çiftlerinin kutuplaşmaları anlatılmak istese de bence genç oyunculardan kaynaklanan sorunlardan dolayı film çok başarılı değildi.

Altınöz, Güle Güle filminde de ebeveyn-çocuk gerilimini derinlikli olarak değerlendireceği izlenimi veriyordu zaten. Ökten'in oyuncu seçimlerindeki yanlışlıklar senaryoyu da olumsuz etkiliyor kanımca. Gülüm’ün güçlü senaryosu böylece arada kaynayıp gitmişti.

İkili son olarak Çinliler Geliyor isimli bir kasabayı mekan seçerek o kasabada yaşayan insanların üzerinden küreselleşme-yerelleşme fikirlerini karşılaştırmış, küreselleşme denilen olgunun taşra insanlarında bile nasıl değişimlere yol açtığı gülme unsurları çokça kullanılarak irdelenmişti.

Açıkçası, son iki filmin orjinal konularına rağmen yine oyuncu seçiminde yapılan yanlışlıklar yüzünden başarısız olarak addedilmesi gerektiğini düşünmekteyim. Çünkü, Güle Güle’de ki inanılmaz güçlü kadronun ortaya koyduğu oyunculuktan sonra ardından gelen filmlerdeki sıradan ve ruhu yansıtamayan oyunculuk Altınöz’ün senaryolarının güme gitmesine de yol açmıştır.

Bildiğim kadarıyla Altınöz, yine bir senaryo hazırlığında. Umarım bu sefer oyuncu ve mekan seçimlerinde bizzat inisiyatifi ele alır da Güle Güle çizgisini de aşan bir film seyretmiş oluruz.

Yorumlar

Papatya Prenses dedi ki…
Sinemaya giderek izlediğim ve çok beğendiğim filmlerden biri..

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)