'Büyük Adam Küçük Aşk' üzerine notlar...


Hejar karakterini canlandıran küçük oyuncu Dilan Erçetin, özellikle gözleriyle insanı kalbinden vuruyor. Bu filmle ilgili kafanızda daha önce hangi fikir olursa olsun tüm bunları resetleyip sadece onun çocuksuluğuna odaklanıyorsunuz. Yaşlı ve inatçı bir adamın yanında onunla anlaşamaması ve konuşamamasına rağmen gözleriyle her şeyi anlatabiliyor. Yargıcın hayatına girmesiyle hem onun vicdani ve insani duygularını yönlendiriyor hem de bu yaşlı insana umut aşılıyor.

Özellikle bir sahne var ki… Hejar, üzerine büyük gelen pijamalarla yargıcın evinde ilk uykusunun ardından o yabancı evin içerisinde üzerine büyük gelen pijamalarla gözlerinden çaresizlik dökülerek dolaşıyor. Sonra o çaresizliğin verdiği yorgunlukla evin orta yerinde dona kalıyor. İşte o zaman seyirci bütün gözyaşlarını sanki bir daha ağlamayacakmış gibi avuçlarının arasına bırakıyor.

Ama yönetmen öyle bırakacak gibi değil. Son saniyeye kadar sizin tüm benliğinizi sarsıyor. Hejar’ın dedesini oynayan İsmail Hakkı Şen, kariyerinin belki de en son oyunculuğunda tüm hünerlerini ortaya koyuyor.

Yer yer didaktik ve politik söylemin dozajı yersiz ve gereksiz biçimde ağırlaşsa da böyle bir konu üzerinden film yapma cesareti açısından kadın yönetmeni tebrik etmek gerek.

Şükran Güngör ise başka bir yazının konusu.

Yorumlar

Travis dedi ki…
şükran güngör yazısını bekliyorum:)
adsoy dedi ki…
yakında umarım bir sorun olmazsa...