Bir Bilim Adamı olarak Kemal H. Karpat


‘Müthiş bir merakım vardı, belki de bu merak, kişiliğimin en önde gelen özelliğidir. Bu merak, beni daha 5 yaşında okuma yazma öğrenmeye sürükledi’.(33)

Kendisinin okumaya ilgisini bu sözlerle açıklar Karpat. Merak ve öğrenme isteği onun bilim adamı olmasında en önemli karakter özelliklerindendir.

Bilim adamı her nerede ve ne şartta olursa olsun öğrencilikten kopmayacak, yeni şeylerin peşinde bir ömür geçirecektir. Bu kadar bilimle iç içe olmasına rağmen Sokrates gibi mütevaziliğini de koruyacaktır.

‘Hala “yahu neler öğrenememişim, yahu ne kadar cahil kalmışım, neler varmış dünyada!” diye üzülür dururum’.(34)

Sonrasında ise, aldığı bilgi ve birikimi başkalarına aktarmakta hiçbir beis görmez. Onun için önemli olan sadece kendisi değil, bilginin ve üretmenin devamlılığıdır. Bu sebepten talebelerine özel ihtimam gösterir ve onların kendisinden daha iyi olabilmelerinin de önünü açar.

‘Bugün benimle doktora yapmış, dünyanın çeşitli üniversitelerinde profesör olmuş bir çok kişi var. Benimle çalışmaya başladıkları zaman onlara daima şunu söylerdim, “Eğer beni geçemezsen, daha iyi şeyler yaratamazsanız, ödevimi yerine getirmiş sayılmam. Çünkü amaç, hocanın altında kalarak ona Allah gibi bakmak değil, onu geçmektir.’(293)

Bilim adamının özellikle de bir sosyal bilimcinin öncelikli olarak gözlemci olması gerektiğinden bahseder. Gözlemci olan bir sosyal bilimcinin bir olay veya gelişmeye katılsa-katılmasa veya desteklese-desteklemese de gözlemci olarak daha nesnel olabileceğinin altını çizer(321).

Gerçek bir bilim adamı olmak zordur. Hele ki Karpat Hoca gibi kimsenin cesaret edemediği alanlar üzerinde çalışmalar yaparak bunu kamuoyuyla paylaşmak ‘ateş üstünde yürümek’ gibidir. O kendi üzerine düşeni layıkıyla yerine getirmiş ve kendi alanında en önemli otoritelerden birisi olmuştur.

‘Beni kurtaran yan, bu iki dünya arasında bir üçüncü yol yaratarak, her iki dünyanın da güzel yanlarını alarak sentez yapmamdır, kendi yolumu çizdim, okudum, düşündüm, tartıştım, araştırdım, çok acı çektim ve kabataslak da olsa yolumu seçtim.’ (560)

Not: Söz konusu yazı, İmge Yayınları tarafından yayımlanan ‘Dağı Delen Irmak-Kemal H. Karpat Kitabı’ temel alınarak oluşturulmuştur. Parantez içerisindeki rakamlar alıntı yapılan sayfa numaralarını göstermektedir.

Yorumlar

coffeé dedi ki…
bir öğrenme, merak aşkına döndüğü zaman herşey, böyle güzel insanlar bizimle oluyor. onların ışıkları -mesela ben sizin paylaştığınız ladarıyla takip ediyorum Harpat'ı- az da olsa, tam karşımızda da olsa aydınlatıyor bir şekilde.....
adsoy dedi ki…
ilgi ve takibin için ben de teşekkür ederim.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)