Bir Tarihçi Olarak Kemal H. Karpat...



Çocukluktan itibaren tarihe olan ilgisini açıklarken; çevresinde tüm insanların ve ailesinin soylarının büyük maceralar ve öyküler sonrasında Dobruca’da sonlandığını belirtmiş ve bu bilince sadece kendisinin sahip olduğunu söylemiştir(63).

Böyle bilince sahip bir çocuk, yaşamının ileri aşamalarında bu konu ile ilgili çalışacak, düşünecek ve üretecektir. Bu konuda özellikle Balkanların çözülmesi ve milli tarih tezleri ilgisini çekecektir.

Milli tarihlerin ortaya çıkması ve bu milli tarih üzerine tarih yazımının milliyetçi bir eksende ilerlemesi Osmanlı’nın Balkanlardaki hâkimiyetini kaybetmesinin ön önemli nedenlerindendir(501).

Karpat, Türk Tarihinin yazımı açısından en öncelikli meseleyi Milli Tarih tezi olarak görmüştür.

“Unutmayınız, ‘Türk Milli Tarihi’ diye bir tez hala ortada yoktur. Bunun ana nedenlerinden bir tanesi de kopukluktur. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bilhassa Osmanlı, o tarihi yazanlar tarafından kötü gösterilmiş, modern Türkiye’nin Osmanlılarla ilgisi adeta sıfıra indirilmiştir.”(502)

Bunun ardından Karpat, kendi tarih tezini ortaya koyarak, milli devlet ile milli tarih tezinin birleştirilmeye çalışılmasının zararlarından bahseder. Ona göre, tarihin bu şekilde ele alınması tarih yazımında uydurma ve saptırmalara yol açar(503).

Tarih incelemeleri ile ilgili bir başka tespiti de, daimi devletler tarihi olarak işlenen tarihin artık kasabalar, köyler ve bölgeler tarihi olarak ele alınması gerekliliğidir. Böyle bir tarih araştırması sonucunda ülkelerin toplumsal yapısı ve tarihi hakkında daha detaylı bilgiler alınabileceğini belirtir(534).

Karpat hoca, yıllarca akademik camia içerisinde, çeşitli konferans ve bilimsel sunumlarda ifade ettiği üzere Ermeni tehciri ile ilgili şunları söylemektedir:

“Vallahi, “tehcir” dediğimiz şey kesin olarak yapılmıştır. Niye? Ruslar ilerliyor, Ermeniler onların ilerlediği bölgelerde yaşadıkları için oradan alınıyorlar. Bu arada pek tehlike arz etmeyen bölgelerde tehcir uygulanmıştır, ancak ne belirli bir plana göre yapılmıştır ne de Ermenilerin imhası gibi bir imha mevcuttur(Geri kalanı kitaptan okuyabilirsiniz)”(478).

Son olarak, tarih konusunda önemli otoritelerden biri olan Kemal Karpat’ın tarih eğitimi ve tarih yazımı ile ilgili aşağıdaki tavsiyeleri hem akademik camiada hem de Milli Eğitim camiasında dikkatle değerlendirilmelidir.

“Türkiye’de yapılacak işlerden birisi, gerek tarih eğitiminin ve anlayışının, gerek sosyal ilimlerin yeniden incelenmesidir. Tarih, sosyal ilimlerden kopartılıp tek başına okutulursa (şu an yapıldığı gibi), o zaman tarih de manasız hale gelir.”(528)



Not: Söz konusu yazı, İmge Yayınları tarafından yayımlanan ‘Dağı Delen Irmak-Kemal H. Karpat Kitabı’ temel alınarak oluşturulmuştur. Parantez içerisindeki rakamlar alıntı yapılan sayfa numaralarını göstermektedir.

Yorumlar

coffeé dedi ki…
etkileyici ve düşündürücü saptamalar var kitapta sanki. ferhan şensoy da bizdeki osmanlı'dan kalma belgelerin bulgar bir kağıt toplayıcısına satıldığını daha sonra da müzayedelerde alıcı olarak o belgelere daha fazla para ödeyip satın aldığımızı yazmıştı.
bir yerde "tarihimiz tarihimiz "diyoruz, ancak karpat'ın dediği gibi"Tarih, sosyal ilimlerden kopartılıp tek başına okutulursa (şu an yapıldığı gibi), o zaman tarih de manasız hale gelir.”
adsoy dedi ki…
evet şensoy'un dediği kesinlike doğrudur. ilber ortaylı'da bu konuyu anlatır.
hatta kağıt yüklü vagonlar giderken uçuştuğundan bahsedilir. o uçuşan belgeler şimdilerde kimbilir hengi toprağın bağrında çürüyüp gitmişlerdir.
âyine-i devrân dedi ki…
sadece satılanlar değil, türkiye'de kalan belgeler de çürümeye terk edilmiştir, şimdi de durumlarının iyi olduğu söylenemez osmanlı arşivindekilerinin, böylece belki de osmanlı tarihinin yarısı yok edildi :(

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)