Bir İnsan Olarak Kemal H. Karpat...



Bir insan olarak Karpat’ı çözümlemeye çalışırken öncelikle onun doğduğu yere bakarak; karakteri ve hayatının geri kalanına yaptığı etkiyi de daha kolay bir şekilde anlayabiliriz.

Sarı Saltuk isminde Hacı Bektaş dergâhına mensup(15) bir dedenin Bizans İmparatorunun izni ve desteğiyle Karadeniz’in batısına yerleşmesiyle(503) burada Babadağ isminde bir kentinde doğuşuna da öncülük etmiştir.

Karpat’ın anlatımıyla; İslam’ın en liberal, en hümanist ve aynı zamanda başka dinlere ve kültürlere hürmet edip onların arasında yaşadığı bir dönemin oluşmasında(16) ana sebep Sarı Saltuk’tur.

Hoşgörünün zirve yaptığı bir coğrafyanın damarlarından beslenen Karpat’ın çocukluğu, ileriki yaşamına da rehberlik edecek önemli tanıklıkların yaşanmasının da önünü açacaktır. O’nun çocukluğunda, Ortodoks Hıristiyanların çoğunlukta yaşadığı bir yerde böyle bir toplumsal uzlaşmanın olması ileriki çalışmaları için rehberlik edecektir.

Hemen her topluluktan insanın bir arada yaşadığı Babadağ’da, Yahudi toplumu, küçük bir Rum toplumu, Ermeni, Rus, Rumen ve Bulgar toplulukları iç içe yaşamaktadır(31). Yaklaşık 6-7 bin nüfusun bulunduğu bu şehirde, inanç olarak belleğinde ilk anlam oluşturan şeyler yeşillik, meyve veren ağaçlar ve Yunus Emre’yi hatırlatan akarsular olmuştur(30).

Hayatında babasının önemli bir yeri vardır. Babası ‘derin hisleri’ olan(34) inançlı bir adamdır. Uzlaşı ve hoşgörünün ideal bir biçimde yaşandığı köyünde babası 30 dönümlük bağında yetiştirdiği üzümlerinden bir kısmını şıra yapar diğer kısmını ise şarap olarak satardı(30). Karpat, babasının dindar bir Müslüman olmasına rağmen kilisenin papazı, sinagogun hahamı gibi insanlarla da ahbaplık yapmaktan çekinmediğinden(30) bahseder.

Tabii, bu kadar saygı ve hürmet beslediği babasının ölümüyle ölümün soğuk ve acı tarafıyla karşılaşmıştır. Çok büyük bir sarsıntı geçirdiğinden ve birkaç gün kendine gelemediğinden bahseder(96).

Belki de onun kendi köyünden, kentinden ve memleketinden kopma sebeplerinden en önemlisi babasını ölümüdür. Babası her zaman onun iyi bir eğitim görmesi için gayret sarfetmiş ve bu uğurda her türlü fedakârlığı yapmıştır. Daha sonraları belki de babasının yaptığı bu fedakârlıkları unutmayacak, aile içerisinde aldığı eğitimin bir gereği olarak Türkiye’ye üniversite tahsili için giderken Bulgar sınırı Svilengrad’da kendi kendine bir söz verecektir.

“Kemal senin için yeni bir hayat başlıyor, önce doğruluktan şaşmayacağım, düşündüğümü ifade etmekten çekinmeyeceğim, yanlış hatalı, haksız gördüğüm her şeyle mücadele edeceğim. Namuslu bir hayat yaşayacağım. Türkler hakkında bu kadar kötü şeyler okudum, Türk olarak bu kadar hakarete maruz kaldım fakat inancım odur ki, biz Türkler kötü insanlar değiliz. Bizler ruhu temiz, alçakgönüllü, ahlak sahibi, dürüst insanlarız. Demek ki Türkleri yanlış tanıtmışlar. Onun için ben de bu tarihi düzeltmek için elimden geleni yapacağım."(126-127)

Karpat, burada verdiği sözün kendisinin ikinci doğumu olduğunu belirtmektedir. Gerçekten de bu sözün tüm gereklerini yerine getirmek için tüm gücüyle bilimsel ve akademik çalışmalara kendini vermiş bir insandır Karpat. Yıllarca aile özleminden uzakta tek başına bir yaşam kurmanın sonucunda inatçılık, kendine güvenen insanlarda görülen sertlik ve bir dayanıklılık en önemli bireysel özellikleri olmuştur(559). Tüm bu özelliklerin en başına herhalde çalışkanlığı eklemek gerekir. Armutlu’nun bir köyünden çıkıp(558) dünyanın en önemli bilim adamlarından olması da çalışkanlığın tabii sonucudur.

Karpat’ın yaşamında kadınların apayrı bir yeri vardır. Fakat, çocukluğunda önemli yer tutan annesi ve ablalarından uzakta kaldığı yaşamının geri kalanında kadınlarda hep şefkat ve sevgi aradığından bahseder(561-562).

"Kadın-erkek ilişkileri içinde saygı, sevgi ve şefkat insan olmanın gereğidir. Karşılıksız bir şey verebilmek, onun yarınını, üşüyüp üşümediğini karnının aç olup olmadığını düşünmek, basit şefkat belirtileridir."(562)

Özellikle tanıdığı, sevdiği kadınlar olmuştur ancak özellikle ABD’de Birleşmiş Milletler binasında çalışırken aşık olduğu Shirley Chamberlain’in hayatında bıraktığı acılığı unutması hayli zaman almıştır(257). Ülkesine askerlik görevi için dönmesi dolayısıyla büyük aşk yarım kalmış ve Karpat daha sonraları hiçbir ilişkisinde uzun soluklu olamamıştır.(271-272)

Hayatına yüzlerce makale, kitap, tebliğ ve konferans sığdırmış bu büyük bilim adamımız çocukluğunda yüreğine Sarı Saltuk ve Baba ocağının bıraktığı sevgi ateşini hiçbir zaman söndürmemiştir.

“Hayata, insanlara, güzel şeylere karşı sıcak, derin bir sevgim vardır. Bu sevgi o kadar büyük ki beni boğuyor, dışarı çıkıp ‘Kâinatı seviyorum… İnsanlığı seviyorum…’ diye bağırasım geliyor.”(565)

Not: Söz konusu yazı, İmge Yayınları tarafından yayımlanan ‘Dağı Delen Irmak-Kemal H. Karpat Kitabı’ temel alınarak oluşturulmuştur. Parantez içerisindeki rakamlar alıntı yapılan sayfa numaralarını göstermektedir.

Yorumlar