Zillere Basıp Kaçma İsteği


Yorulmak, diye bir şey var yaşamda. Bahsettiğim yoğun bir çalışma temposundan sonra biraz dinlenmek değil. Kronolojik hayat akışı devam ediyorken bir an düşünüp bu çok düzenli, tertipli hayatın dışına çıkma isteği. Yılmaz Erdoğan’ın bir şiirinde geçen bir tabir vardı. ‘Zillere basıp kaçmak” isteği. İnsan tüm yerleşik kuralların dışına çıkıp kendi başrolünü yaşamak istiyor. Bu zor bir durum aslında böyle bir zile basıp kaçma durumunda çok sert tepkiler de alabiliyorsunuz. Sizden beklenilen insan tavır ve davranışlarının dışına her çıkma girişiminiz toplumsal kurallar ve geleneklerle bastırılıyor.

Şimdi ismini hatırlamadığım bir İspanyol filmi bana hatırlattı tüm bunları. Kahramanımız, güzel bir işi ve ailesi olan orta yaşlı bir adam. Ancak tüm yaşadıkları aslında sanal bir gerçekten ibaret. Çünkü evlenebilmek için eşine bir bankada çalıştığını söylemesiyle başlayan yalan, çocuğunun bakıcısına aşık olmasıyla ve bu aşk için yaptığı hatalar sonucunda açığa çıkıyor.

Sonrasında ise yorulduğunu anlıyor ve bu hayattan çıkmak istiyor. Uzun zamandır söylediği yalanların bundan sonra hep yüzüne vurulacağı korkusu belki de yaşamına kıydırıyor.

Başta da belirttiğim gibi, yalanı söylerken bir rahatsızlık duymuyor. Bu trene kaçak binmek gibi bir şey aslında. Sizin trene kaçak ve biletsiz olarak binmeniz vicdanınızda bir leke yapmıyor lakin kontrol sırasında yakalanıp en yakın istasyonda indirildiğinizde başkalarının gözü önünde yakalandığınız kötü durum sizi vicdanınızı da yaralıyor gibi görünüyor.

Yorumlar