No Country for Old Men (2007)



Uçsuz bucaksız bir coğrafya. Suçlular cirit atıyor ve güvenlik güçleri böyle bir coğrafyada bir şey yapmaktan acizler. Sadece bir hadise olduğunda ‘olay yeri inceleme’si yapmaktan ileriye gitmeyen bir asayiş problemi var.

Meksika sınırına yakın bir bölge olunca içerisinde Meksika göçmenleri ve uyuşturucu ticaretinin olduğu bir film izlememek imkânsız. Kaçak yoldan Birleşik Devletler sınırını uyuşturucu ticareti için geçen yasadışı güçlerin kendi aralarındaki bir anlaşmazlığın ortasına itilen tek başına dolaşmaya seven bir eski Vietnam gazisi kovboy bu anlaşmazlığın içinde bir çanta dolusu parayı bulunca filmin konusu hafiften şekillenmeye başlıyor.

Kiraladığı karavanda karısı ile birlikte ‘boş’ ve ‘düz’ bir yaşam süren avcı kovboy, gece yarısı vicdanıyla yüzleşince parayı bulduğu yere geri dönüyor ve bu paranın peşinde olan psikopat ötesi psikopat bir adamın peşine düşmesine neden oluyor.
Bu coğrafya üzerinde küçücük kulübenizde kapılıp gittiğiniz hayat düzlüğünde karşınıza her an Xavier Bardem’in inanılmaz bir performansla canlandırdığı bir psikopat çıkabiliyor. Siz belki üzerinden bir ya da iki arabanın geçtiği bu yol üzerinde geçiminizi sağlamaya çalışırken; yazı-tura at(ıl)arak hayatta kalmanın derdine düşüyorsunuz.

Ülkenin asayişsizliğin kol gezdiği durumlarda yaşlılara ya da bizim tabirimizle bilgelere ihtiyacı var ama bu bilgeler kendilerini çölün ortasında onlarca kedinin arasında yalnızlığa mahkum et(tiril)mişler.

İnsanın barınma ve yiyecek ihtiyacından sonra en önemli sorunu olan güvenlik ihtiyacı karşılanamıyor. O yörenin şerifi bile bir zaman sonra umutsuzluğa düşüp eski günleri özlemle anıyor.
Adamın biri fütursuzca ortalıklarda dolaşıp önüne geleni vuruyor ve yine hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam ediyor. Bazen böyle adamların karşısına ya ‘paçayı yırtarım’ hayaline kapılmış gözü kara tipler ya da yolların birleştiği noktada ‘kader’ bir arabaya dönüşüp ‘güm’ diye karşısına çıkıyor.

Sonunda gözü dönmüş psikopat, bu rüya ülke de bir şekilde yine hayatta kalıyor ama şerif emekli olup bilge gibi evine kapanıyor, gözü kara kovboy ise toprağın altına güzel bir törenle defnediliyor. Paçayı yırtmak isterken, perdesi yırtılıp öte tarafa geçiyor.

Coen Biraderler bu filmle, yaşlı bir şerifin umutsuzluğu üzerinden Amerikan toplumunun artık güvenlik kaygılarının kabusa çevrildiğini hem kendi izleyicisine hem de ‘yakında bu bela sizi de bulur’ diyerek tüm dünya izleyicisine fısıldıyor.

Yorumlar