Hayallerinin Peşinde İki Adam: Mitat Enç ve Mirco Mencacci



Mirco Mencacci dört yaşındayken, bir kaza sonucu yanlışlıkla kör oluyor. Gözlerinin görmemesi nedeniyle bir körler okuluna gönderiliyor. Körler okulundaki kötü koşullar ve eğitimin yetersiz olması onun hayal gücünü tetikliyor. Burada eline geçen bir ses kayıt cihazı ile hem -görememe-ye alışıyor hem de diğer çocukların hayallerinin yeşermesine vesile oluyor. Mencacci, sonrasında İtalya’nın en önemli ses editörlerinden birisi oluyor. Sonra da bir yönetmen böyle bir idealist adamın hayat hikayesinin en önemli kırılma anını beyaz perdeye aktarıyor.

Aslında böyle kötü bir eğitim sistemi ve kötü bir idarenin altında çocuklarımızın bedenen olmasa da ruhi olarak yetmezlik çektiklerine şahit oluyorsunuz. Şablonlar ve kalıpların dayatıldığı bir okul düzeni, insanlardan farklı olmanızın getirdiği zorlukların daha da zorlaşmasına neden oluyor.

Bununla bağlantılı Türkiye’de tanınmayan bir adamdan söz etmek istiyorum. Mitat Enç, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Birinci sınıfını bitirip memleketi Gaziantep’e döndüğünde önemli bir göz rahatsızlığına yakalanıyor. 3 yıl süre ile Avrupa'da tedavi görmesine rağmen göz rahatsızlığı ilerliyor ve görme yetisini kaybediyor. Görme yetisini kaybetmesi onun ideallerini ve hayallerini de kaybettirmiyor. Daha büyük bir azimle ABD’de eğitimine devam ediyor. Görme engellilerin ülkesinde daha bir eğitim görmeleri için kendini geliştiriyor. Türkiye’ye dönünce bu konu ile ilgili gerek akademik gerekse uygulamaya dönük projelere ön ayak oluyor.

Böyle bir adamın hayat hikâyesi ne yazık ki kimsenin ilgisini çekmiyor. O yüzden Enç’in ancak kendi yazdıkları ve yaşadıklarını anlattığı öyküleriyle yetinmek zorunda kalıyoruz.

Mencacci ve Enç, her ikisinin de kurdukları hayaller bütün insanlık için önemli. Biri ülkesinde ebedi ölümsüzleştirilirken; diğeri yeni nesillere hiç anlatılmıyor.

Resim 1: Mencacci'nin hayat hikayesinden uyarlanan 'Gökyüzü Kadar Kırmızı' filminden bir sahne
Resim 2: Mitat Enç'in çocukluk anılarını ve eski Antep'i anlattığı kitabın kapağı.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)