Taşrada Sıkış(tırıl)mış Genç (Yumurta Üzerine-3)


Sevdim mi böyle sevilmeli diyorsun. Sevdim mi benim gibi sevmeli. Ölümüne, çıkarsız ve gerçekçi.

Küçük bir dükkânın var. Kasabanın tam orta yerinde. Arada bir iş çıkıyorsa gidiyorsun. Bazen dükkânın kapısını çalan dahi olmuyor.

İlk gördüğün zamanlara aklın gidiyor. Buğulu ve büyülü bakan o kızı ilk gördüğün gün.

Yine böyle gülümsüyor muydu?

Yine böyle utangaç ve korkak mıydı?.

Şimdi gideceği günleri iple sayıyorsun. Bir gün çekip gidecekti elbet. Buralarda kasaba köşelerinde benle mi kalacaktı? diye sayıklıyorsun.

Döner ama öyle değil mi? Okulunu bitirir bitirmez döner.

Keşke hiçbir yere gitmese ve hep o gülümsemesiyle kalsa diye geçmiyor da değil aklının bir köşesinden.

Keşkeler, kızgınlıklara dönüşüyor biliyorum. Bazen kendini tutamayıp olur olmaz davranışlar sergiliyorsun.

O dükkânın içinde hayatı durdurup beklemek seni de sakinleştiriyor ve olgunlaştırıyor.

Öğreneceksin zamanla...
Devam edecek...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)