Şairlikten Soyunmak (Yumurta Üzerine-4)


Annen vardı...

Hatırlarsan. Kitaplar da vardı. Kitaplar hayatının ortasında öylece dururdu. İçerisine ne bir tutku sızdı ne de bir boşvermişlik.

Hayat bir gün seni telefonda yakaladı...

Annen yoktu...

Kepenklerini indirip pejmürde dükkanın alıverdin soluğu nefret edilesi kasabada.

Annen gidiyordu.

Bu sefer de sen ölüyordun. Ben de ölsem diye düşündün mü bilmem ama uzun süre uyudun hatırlıyorum...

kuytu ormanlarda uyuyup, kurumuş kuyularda su aradın...

Annen olsaydı...

Bu ev.. Hiç dönmeyecek gibi hafızamdan çıkmış anne evi. Şimdi içindesin ve tek başınasın.

Bir soluklansan...

Durdursalar dünyayı. Kitapları da annenle beraber gömsen ya da kuyuya atsan ve bir daha hiç almasan ordan...

Anne yadigarı...
Adak yerine getirilecek diyor.

Kurban kendin mi, karşındaki mi. Yoksa kurban hepimiz miyiz?

Annenin yüreğine bir damla ferah gerekiyor...

BİTTİ...

Yorumlar

âyine-i devrân dedi ki…
yumurta üzerine serinizi çok beğendim ve eminim ki diğerlerini ve süt üzerine serisini de beğeneceğim.

bal'ı heyecanla bekliyorum, üçünü arka arkaya izlemek çok keyif verecek bana :)
adsoy dedi ki…
bu üçlemenin tasavvufi bir yanı olduğunu düşünüyorum ve ileride kıymeti daha da iyi anlaşılacak.
âyine-i devrân dedi ki…
kesinlikle :) ayrıca üçleme tersten başladığı için izleyici de konuya ve karakterlere daha aşina oldu(k) mesela sütü izledikten sonra ben tekrar yumurtayı izlemiştim ve boşlukları biraz daha doldurmuştum, balı da izleyince her şey yerine oturacak (kendi adıma konuşıyım en azından) ve yumurta ve diğerlerinin tabi ki, değeri daha iyi anlaşılacak, sizin yazılarınızın da :)
adsoy dedi ki…
inşallah.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)