Hayatımızdaki Seslerin Önemi ve NBC Filmleri

Nuri Bilge Ceylan(NBC) filmlerinin her birinde mutlaka bir nesnenin sesi, film müziği gibi kullanılır. Bu ilk filminden itibaren önemli bir ayrıntıdır. Sesleri iyi kullanmayı bilen bir yönetmenin farklı davranması da beklenemez.




Kasaba’da ıslanmış çoraplarını sobaya asan öğrencinin çorabından düşen damlaların sobanın üzerine düşerken çıkardığı ses mesela. Kasaba her ne kadar canlı seslendirme yapılmamış bir film olsa da doğanın ve nesnelerin çıkardıkları sesler çok iyi kullanılmıştır.




Mayıs Sıkıntısı’nda sonraki filmlerinde çokça başvuracağı bir yöntemin ilk fitilini de yakar yönetmen. Bu sefer basit bir elektronik veya mekanik nesneden çıkarılan sesi ustaca kullanır. Müzikli bir saat isteyen ilkokul öğrencisi çocuk, eğer 40 gün boyunca cebinde taşıdığı yumurtayı kırmamayı başarırsa bu müzikli saate kavuşacaktır.(Bu hikâyenin asıl sahibi Ahmet Uluçay’dır. Hikâyeyi Uluçay’dan duyan Nuri Bilge Ceylan, hikâyeyi filmine aynen uyarlamıştır.) Çocuk her gün saatin satıldığı kırtasiyenin önünden geçerken saati inceler, uzaktan bakar iç geçirir. Bir gün cesaretle içeri girer ve saati eline alıp müziğini dinlemek ister. Saatine hiçbir zaman kavuşamaz ama halasının oğlu olan yönetmenin saatli çakmağına kavuşarak müzik ihtiyacını giderir.



Uzak filminde nesnelerin seslerine yüklenen anlam daha bir önem kazanmaktadır. Köyden kente fotoğrafçı akrabasının yanına gelen taşralı genç, bir gün elinde bir oyuncakla gelir. Yere uzanıp elindeki silahla ateş edip ses çıkaran basit bir ‘Çin Malı’ oyuncaktır. Aldığı oyuncağı kentli abisine göstermek ister. Yönetmen oyuncağın sesini bilerek iyice yükseltir. Böylece izleyiciye fotoğrafçı abinin rahatsızlığı ile taşralı gencin iğretiliği hissettirilecektir.



İklimler bir aşk filmidir. Egosu yüksek bir erkeğin ve kendi halinde bir kadının öyküsünü anlatır. Aslında hep erkeği anlatır yönetmen. Kadın ise yan öykülerden uzanarak kendini anlatma çabası içine girer. Belki de kadını fazla tanıyamadığımız için onu daha çok severiz. Erkek, kadını ziyaret için Doğubayazıt’a gider. Bir akşamüzeri ilçenin sokaklarında dolaşırken, müzik kutusu bulur. Love Story çalan bir müzik kutusu. Bazı sahnelerde müzik kutusunun sesi daha bir yükselir. Erkek kadına âşık mı olmak ister yeniden yoksa tutkularını bıraktığı kadından intikamını alıp tekrar kürkçü dükkânına dönmek midir niyeti?



NBC, son filminde ise bir telefon melodisinin nasıl olup ta bu kadar çok yıkım ve karmaşaya yol açacağını sorgular. Son 10 yıl içerisinde hayatımızı bu kadar çok işgal eden bir elektronik nesnenin en olumsuz veya uzak ihtimal sonucu çıkar filmden. Politikaya atılmak hevesinde olan erkek, kendisi için hapiste yatan adamın eşini ilk telefonundaki melodiden sonra zihnine düşürür. Sonrası malum üçüncü sayfa haberlerinden mülhem ilerler ve gider.

Nuri Bilge Ceylan, filmlerinde müzik konusunda daha bir ketum davranır. Kasaba da kendi yaptırdığı bir müziği kullandıktan sonra ardından gelen iki filminde az da olsa Bach’tan parçalar çalmıştır. Son iki filminde ise tamamen doğanın, insanın ve nesnelerin seslerine odaklanmamızı ister.

Ses ne kadar da önemlidir. Her NBC filminden sonra hiç dikkat etmediğimiz şeylerin sesleri daha bir farklı gelmeye başlar kulağımıza.

Yorumlar

Ahmet Gürata dedi ki…
Ufuk açıcı bir bakış. Benim gözlemlediğim kadarıyla ses kurgusu özellikle Üç Maymun'da özel bir öneme sahip. Bunda sanırım teknik ekibin de rolü büyük. Altyazı'nın verdiği filmin kurgu günlüğü bu konuda ilginç ayrıntılar sunuyor.
Müziğe ilişkin olarak ise, öyküye ait (diegetic: kaynağını filmde gördüğümüz) müzik kullanımından yana bir ağırlık olduğunu söyleyebiliriz. Öyküye ait değilmiş gibi görünen (zira kaynağını görmediğimiz) bir müziğin birden arabanın radyosundan çalındığını farketmemiz gibi (Mayıs Sıkıntısı). Bu da sanırım bizi filmin kurmaca dünyası ile 'gerçeklik' arasında düşündürtmeye itiyor... Selamlar...
adsoy dedi ki…
yorumunuz için teşekkür ederim. Bilgilendirici, ufuk açan yazı ve yorumlarınızla sinema ve görsel sanatlar ile ilgili önemli kazanımlar sağlamaktayım.
Benden de selamlar.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)