The Wind That Shakes the Barley (2006)


Aramızda olmayanlar var. Ama aslında hala buradalar.

Kevin, Johnny, Colum. Karakolda öldürüldüler.

Benny var. Ot biçerken sırtından vuruldu.

Aidan. İşkence gördü ve sonra asıldı.

Micheail. Bütün gün devam edebilirim. Ama Micheail'i unutmamamız gerek. Annesinin gözleri önünde döverek öldürdüler.

Ve ben onların şehitlerimizin mezarlarını çiğneyerek lanet olası İngiliz Kralı'na bağlılık yemini edemem!

Eğer o çocukların mezarlarını gerçekten çiğnemek istiyorsanız. Gerçekten anılarına saygısızlık etmek istiyorsanız hiç durmayın bu anlaşmayı reddedin. Çünkü onların uğruna öldükleri şey buydu.


Bize tam bir bağımsızlık vererek Hindistan'daki ya da Afrika'daki ya da tüm İmparatorluktaki milliyetçilere yeşil ışık yakmasına izin vereceklerini mi sanıyorsunuz? Hiçbir zaman böyle olmayacaktı.

Bunu siz de biliyorsunuz.

Bu anlaşmayı imzalarsak, son seçimde ulaşmayı başardığımız en değerli iki başarıyı yok etmiş oluruz.

Biri, tam bir özgürlük için çalışma sözüydü. Ödün verilmiş bir özgürlük değil.

Ve ikincisi, özünde halkın iyiliğini bireyin iyiliğinin üstünde tutan ve bunu koruyan demokratik bir program.

Bu anlaşma güçlülerin yoksullar üstündeki güçlerini korumalarına yardım edecek. Çünkü bir genel vali olacak. Bizim kukla parlamentomuzu kontrol edecek.

Her zamanki gibi yaşayacağız. İşçiler yine fabrikadaki vardiyalarına dönecek ve işsizler iş diye yalvarmaya başlayacak.

Bölünme. Ülkenin bölünmesi. Yabancılaşma. Kardeşlerimizin ülkenin diğer ucunda tek başlarına bırakılmaları.

İngilizler buradan çıkıyor mu? Sadece 300 mil ileri gidiyorlar.

Yönetmen : Ken Loach



Yorumlar

mberenis dedi ki…
Cool blog! Check out my blog
|
|
V
**************************
Free Internet Speed Test
**************************
Rufio dedi ki…
Bir şeyi merak ettim, tanıtım yazısını siz mi çevirdiniz?
adsoy dedi ki…
tam olarak benim çevridiğim söylenemez yalnızca bazı düzeltmeler yapıyorum.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)